Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama her şey sıraya dizilmiş, önceden belirlenmiştir. Böylesine düzenlenmiş sıralı işler ağına düşen kişi, insan olduğunu, tek bir birey olduğunu, umutları, umut kırıklıkları, üzüntüleri, korkuları, sevgi özlemi, hiçlik ve yalnızlık korkusuyla yaşama olanağının eline yalnız bir kez geçtiğini nasıl olur da unutmaz?