Aşk ve muhabbet, duygulara musallat olan, baskıcı bir hükümdardır. O tasallut esnasında, akıl tarafından bir engel görmezse duygular tam anlamıyla galip gelir. İnsan o anda hiç düşünmeden, ömrü boyunca kendisini rahatsız edecek kararlar alabilir. Oysa insan duyguları galeyana geldiği böyle zamanlarda yarım saat, bir saat beklese, aklın ve tedbirin direnci ile felakete düşmekten kendini kurtarabilir.
Kısacası insan - küçük olsun, büyük olsun - kendi menfaatini düşünmeden hiçbir iş yapmak istemez. Kim bunun böyle olduğunu itiraf etmezse ya kendini veya milletini aldatıyor demektir. Yahut fikren ve alken koyun süresi gibi sevk edilen avam sınıfından biri olmak gerekir. Sözlerimiz fikir ve fiil önderleri olan büyük insanlara aittir. Çünkü insanlar biri önder, diğeri ona uyanlar olmak üzere iki bölümden ibarettir. İnsanlığın en seçkin, en akıllı, gözü en yükseklerde kabul edilen birinci grubu, herhangi bir menfaat ümit etmeden teşebbüse geçmez. Ancak şurası bir gerçek ki, bu önderlerin çıkarları çeşit çeşittir. Bazıları diğerlerine zarar vermeden menfaat sağlamak isterler. Bunlar hayırlı insanlardır. Bazıları ise kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman insanların cesetlerini çiğnemekten bile çekinmezler. Geçmiş yüz yıllarda bunların sayısı hayli kabarıktı.
Gerçekten de insanlar şahsi menfaatlerinin esiri olarak doğmuşlardır. Her ne kadar kendilerine önem vermediklerini iddia ederek ortaya atılırlarsa da, şahsi çıkarlarını düşünmeden bir şey yaptıklarına, herhangi bir fedakarlıkta bulunduklarına pek az rastlanır. Hiçbir kimse kendi nefsi için bir menfaat beklemeksizin vatanperverlik gösterisinde bulunmayacağı gibi, şahsi bir çıkarı düşünmeksizin baskıcı bir hakimiyetin takviyesine de çalışmaz. Keza hiçbir kimse kendi nefsi için bir menfaat gözetmeksizin, bir cumhuriyet hükümetinin kurulmasına hizmet etmez.