Harzem-şah Muhammed, Cengiz Han'dan altı kelimelik tehditkar mektubu alınca, boyutlarının büyüklüğüne rağmen yeni başkenti Semerkant'ın çarçabuk sağlam duvarlarla çevrilmesini emreder, duvarlar on iki fersah (84 km) uzunluğunda olacaktır.
Bu yılın vergisi güçlükle toplanmış olmasına rağmen, Şah devletin bütün bölgelerine, gelecekteki üç yılın vergilerini zorla toplamaları için tahsildarlar gönderir.
Nihayet Şah, ülkede Moğollar'ın görüldüğü yerler olan, Seyhun'un (Sırderya'nın) sağ kıyısından, doğusundaki Kara-kitay sınırına kadar bütün yerleşik köylerin gecikmeden yakılmasını emreder. Moğollar yakılan yerlerden geçerken kendilerine hiçbir inek, hiçbir yiyecek bulamaması için Şah, yakılan köy sakinlerinin boşaltılan bölgeden sürülmesi emrini de verir. Yakılan bölgenin kinle dolan erkekleri, Moğollar'ın safına katılacağı yer olan Kara-kitay'a doğru kaçarlar.
Harzem'in dört bir bucağından askerler gelene kadar Şah Semerkent'te kalır. O dalkavuk erkanı ile çevrili olarak, Şeyhül-islam'ın belagatlı vaizlerini dinleyebileceği camileri ziyaret eder. Böylece caminin karşısındaki meydanda düzgün saflar halinde duran, çok sayıdaki Müslumanın gözünde o, özenle dua etmiş olur. Onlarla birlikte o da diz çöküp, imamın ardından duaları yüksek sesle tekrarlar. Ejderha yılı başlarında (1220) Muhammed başlıca başbuğları, soylu beyleri, yüksek şan sahiplerini ve aksakallı imamları olağan üstü danışma toplantısına çağırır.
Ayaklanan Semerkant'ın bastırılmasından ve Kıpçak steplerine seferden sonra ona takılan adıyla, "Yeni İskender'den," "Muhammed-askerinden" herkes şevk ve umut veren, hikmetli ve cesur kararlar bekler. Sıkışık çember halinde halılara oturmuş herkes, şahı beklerken onun savaş tecrübesine ve onun elbette ülkeyi hızla ve zaferle beladan çıkaracağına dair