"Kendimizi bazen kendimizden bile ne kadar uzak buluruz! Sanki tanımadığımız, yabancı bir kalple hissederiz. Bazan de kendi kendimizle mutabıkken o kadar her şeyden uzak ve yalnız kalırız ki bütün dünyanın kendimize karşı yabancılığını, yer yüzünün gurbeti içinde bir Bîkes hayatı yaşadığımızı duyarız. Ancak bütün bunlar o kadar iç içe geçen ve değişen duygulardır ki biz kendimiz de bilemeyiz, herkesle karâbetimiz ve dünya ile dostluğumuz nerede biter, dünyadaki yalnızlığımız ve herkese yabancılığımız nerede başlar?"
"Kimse göründüğü gibi değildir. Fakat kimse görünmediği ve kendi olduğunu sandığı gibi de değildir. Kimse bizi kendimizin olduğumuzu sandığımız gibi göremez. Kimsenin nasıl olduğunu hiç kimse bilemez. Başkalarının gözleri en tabii manamızı başka manalara çekerler. Biz sevgiyle gülümseriz ve onlar yüzümüze kin ile buruşmuş görürler. Yabancı gözler ve izânlar bizi umduğumuzdan büsbütün başka, ya şişman ve kısa, ya zayıf ve uzun gösteren bozucu ve güldürücü aynalardır."
"Acaba bir tanesini hakikate uygunluğu olabilir mi? Bir insanın kendi kendisinin olduğunu sandığı adamla onu başkalarının olduğunu sandıkları adam arasında ne ayrılıklar vardır! O kadar farklar vardır ki bunların arasında bazen bir benzeyiş bile bakılmaz! Başka türlü yaşayan bir adamın kafasında ise hayaliyle yaşadığı başka bir hayat vardır ve o kendini herkesin hakiki dedikleri Hayatına değil, bu hayalî hayatına göre muhakeme eder. Halbuki hakiki ve hayalî bu iki hayatı yaşayan adamlar arasında da ne tezatlar bulunur! Komşularının gördükleri ve bildiklerini sandıkları adam mı, aynasının karşısında görünen yüzüne şaşan ve buna değil ancak kendi içindeki görülmez benliğine inanan adam mı, yoksa bu inandığı şahsiyetine hayatına daima ihanet ederek kendi inandığı sözlerine uymayan hareketlere geçen adam mı, hangisi hakikisidir?"