zeynep

zeynep
“Ruhumdaki düğümler fazlasıyla sıkı. Kimsenin onları çözecek kadar ince tırnakları yok, bense çoktan vazgeçtim tırnaklarımı uzatmaktan.”
3/10
·55 syf.··
2026 6. kitabı
İlk kez Cengiz Aytmatov’un bir kitabını okudum; betimlemeleri çok güzel, dili sade ve akıcı. Zaten kısa olduğu için bir oturuşta kolaylıkla okuyabiliyorsunuz. Ancak yine de hikaye olarak benim beklentimi karşılamadı. Karakterlerin gelişimine, kişiliklerine dair bir şeyler öğrenmek isterdim. Hem çoban kızı hem Kemal’in hayalleriyle ilgili sonrasında neler yaptığını ya da en azından Abakir’in karakteriyle ilgili bir şeyler öğrenmek, sebeplerini görmek isterdim. Çok yüzeysel kalmış. Sonu da bir yere bağlanmadı. 54 sayfada sadece iki üç günü anlatmış gibiydi. Ben beğenemedim maalesef ama okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
Deve GözüCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20224,030 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Muhteşem bir başyapıt...
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 00:00
Neredeyse 1600 sayfalık bir romanın ardından konuşacak onca şey varken ben nereden başlayacağımı bilemiyorum çünkü bu, kelimelerinizi kifayetsiz bırakacak bir roman... Öncelikle kitabı okumadan önce şöyle bir yorumlarına bakayım derseniz inanın bana hiç olumsuz bir yorumla karşılaşmayacak ve herkesin "çok akıcı" yorumlarının ardından koşarak, büyük bir merakla bu kitaba başlayacaksınız. Hiç klasik okumamış bir insanın ön yargılarını kıracak, klasikleri seven bir insanı da hayran bırakacak bir kitap. Sayfaların su gibi aktığı, adeta bir aksiyon filmi izliyormuşumcasına heyecanla, gerilimle okuduğum, her bir olayda şok olduğum, kimi sahnelerde gözyaşlarımın pıt pıt sayfalara düştüğü, yani her duyguyu çok yoğun bir şekilde yaşadığım bir kitaptı. İnanın ki bunu canı gönülden, rahatlıkla ve abartmadan söylüyorum. Kitabımız; Pharaon adında bir geminin 2. kaptanı olan genç, yakışıklı ve yetenekli Edmond Dantes'in aylar süren deniz yolculuğundan dönmesiyle başlıyor. Dantes, yolculukta kaptanın öldüğü haberini veriyor ve geminin sahibi onun yeteneğine, dürüst kişiliğine ve başarısına güvenerek geminin kaptanlığını ona veriyor. Dantes bu güzel haberle birlikte evine, ardında onu bekleyen yaşlı babasının ve güzel nişanlısı Mercedes'in yanına dönüyor. Tam her şeyin güzelleştiğini düşünen, geldiği güzel mevkiiyle birlikte iyi para kazanıp babasına güzel bir hayat sunacak olan ve nihayet nişanlısıyla evlenecek olan Dantes, nikaha 15 dakika kala bir anda kendini jandarmanın kollarına buluyor ve bundan sonrası spoilera girecek olan olaylar silsilesine geçiş yapıyor. Gönlüm ister ki burada her olay hakkında konuşup sizlerle kritik yapabileyim ama maalesef ki bu mümkün değil. Sadece şunları söyleyebilirim; Bu kadar temiz kalpli, insanlara iyi niyetle yaklaşan, kimseye zararı olmayan
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,1bin okunma
Jane Eyre, aşık olunası bir klasik...
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 00:00
Neredeyse 4-5 yıldır kitap okuyamıyor, keyif alamıyor, odaklanamıyordum. Okuduğumda da hep kısa kitaplar okuyordum. Jane Eyre'yi de yaklaşık 1 yıl önce bir merakla almış ve parça parça okuyarak 100. sayfada bırakmıştım ama sıkıldığımdan değil, bir türlü odaklanıp da kendimi kitaplara veremediğimden bırakmıştım. Ansızın elim tekrar bu kitaba gitti, garip bir şekilde seveceğimi hissetmiştim, kapağını gördüğümde bile içimdeki ses "oku" diye bağırıyordu sanki. Abartıyor muyum? İnanın ki söylediklerim az bile kalır. Kitap okumaya o kadar aç kalmışım ki bu roman ziyafet gibi geldi, hem de romanlara karşı tekrar iştahımı açtı. Neyse, nihayet kitaba en baştan başladım. İlk sayfadan son sayfaya kadar müthiş bir zevkle okudum; hem de yemeden, içmeden, gözüme uyku girmeden okudum. Ve sonuç olarak bir çırpıda bitti, tadı da damağımda kaldı. Jane Eyre'nin biyografi tarzında bir roman olduğunu düşünüp sıkılırım diye korkmuştum. Evet, romanda Jane'in hayatını okuyoruz ama bu bir an bile sıkmayan bir tempoda ilerliyor. Yazım dili sizi kitaba dışarıdan bakan, 3. bir göz yerine kitabın içinden biri haline getirerek içine çekiyor. Yazarın dili çok akıcıydı, olaylar merak uyandırıcıydı, sürekli "Acaba buradan sonra ne olacak?" diye karakterlerin geleceğini düşündüm. Hem olayların ilerleyişi, hem de karakterlerin gelişimi çok iyi işlenmişti. Romanın başlarında Jane zengin bir ailede, varlık içindeyken yengesinden ve kuzenlerinden gördüğü şiddet, aşağılama, kötülük görüyor. Oldukça mutsuz ve yalnız bir kız çocuğu. Annesi babası yok, amcası yeni vefat etmiş, onu eşine emanet etmiş ama çocuğa adeta zulmediyorlar. Jane buralarda daha hırslı, daha fevri, daha yüksek duygulara sahip. Sonra yatılı okula gidiyor ve bu defa o yoksulluğun ortasına düşüyor ama en azından saygı gören, arkadaşları
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202342,1bin okunma
Spoiler içerir.
8/10
·216 syf.··
2025 1. kitabı
Bu kitabı lise zamanlarımdan beri okumayı çok istiyordum ama bir türlü alıp da okuyamamıştım. Nihayet okuyabildim. Öncelikle kitabın ismi çok ilgimi çektiği için beklentim bayağı bir yüksekti. İlk yarıda beklentimi bir türlü karşılayamadığı için hayal kırıklığına uğrasam da kalan yarısında kitabı gerçekten beğendim. Aslında genel olarak sıkıcı bir kitap değildi, bir şekilde akıyordu. Ben sadece aradığımı bulamadığım için kitap başlarda beni bir türlü içine alamamıştı. Bir kitabın ilk sayfaları ya da 50’ye kadar olan kısmı ilgimi çekmezse çok zor devam ediyorum o kitaba ama bir kez daha anladım ki başlangıçtan çok son önemli. Etkileyici bir son yazarak belki de en basit dille yazılmış, basit bir senaryoya sahip bir kitabı bile hatırlarda kalacak hale getirebilirsiniz. Bu kitabın senaryosu basit değildi ancak dili gayet sade, anlaşılır ve akıcıydı. Kitap, Veronika’nın hayatının tekdüzeliğinden sıkılıp artık yaşamak ona bir anlam ifade etmediği için intihar etmesiyle başlıyor. İntihar girişimi başarısız oluyor ve gözlerini açtığında kendisini akıl hastanesinde buluyor. Ona kalbinin hasar aldığını ve yaşayacak sayılı günleri olduğunu söylüyorlar. Veronika da bu kısa zaman içerisinde nasılsa öleceğim, bunu engelleyemeceğim diyerek kendini yaşama kaptırmamaya, içinde hiç bulunmayan o yaşama isteğini doğurmamaya çalışıyor aslında. Ancak bu istekten uzak durmaya çalıştıkça daha da yaklaşıyor. Akıl hastanesinde geçirdiği günlerde tanıdığı insanlar, ettiği sohbetler, yaşadığı şeyler onu kendisini keşfetmeye, yabancı olduğu birçok hisle tanışmaya itiyor. Ayrıca kitap boyunca Veronika’nın tanıştığı insanların hikayelerini de okuyor ve onları da yakından tanıyoruz. Benim en çok hoşuma giden buydu çünkü farklı yaşamlar ve perspektifler sunuyordu bize. Kitapta en sevdiğim kısımlardan
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,3bin okunma
Nietzche’nin gözyaşlarından kendiminkine…
10/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Kitap yorumlamakta pek iyi değilimdir ancak bu kitap için birkaç cümle kurmadan edemeyeceğim. Zor bir dönemimde tanıştım bu romanla; kaybolmuştum ve yolumu bulamıyordum, zihnimin içinde öyle bir düşünce akışı vardı ki ne hızına yetişebiliyor ne de kaosunu dindirebiliyordum, bildiğim ve kendime kattığım tüm inançlarımı sorgular olmuştum. Sonra bu eseri elime alıp okumaya başladım. İçinde adı geçen kişileri daha öncesinde bildiğim, ilgilendiğim için okurken hiç yabancılık çekmedim, akışa kolayca uyum sağladım. Freud, Nietzche, Breuer, Salome…Devler ligi gibi adeta. Özellikle Lou Salome’nin kitaplarını okumuş biri olarak onu bu kitapta başka bir gözden görmek daha da ilgimi çekti. Hazır Salome’den bahsetmişken onunla ilgili kitapta dikkatimi çeken bir detaydan bahsetmek istiyorum; Nietzche ve Breuer, Salome hakkında konuşurken ikisi de Salome’nin kendinden emin adımlarla yürüdüğünden, yoluna hiçbir engel çıkamazmış gibi sağına soluna bakmadan yürüdüğünden bahsediyorlar. Salome ise Arayışlar adlı kitabının baş karakteri Adine için şöyle bir cümle kuruyor “Bir tek sen böyle yürürsün, sen yürürken dünyanın bütün yolları düzmüş veya önündeki görünmez bir varlık yolları senin için düzeltiyormuş gibi geliyor insana.” Üstelik bunu kitapta Benno adında bir erkek karakter söylüyor Adine’ye. Arayışlar’ı yıllar önce okudum ancak ilk okuyuşumda bile Adine’nin Salome olduğunu düşünmüştüm. Kendi düşüncelerinin bir yansıması. Şimdi Nietzche Ağladığında’yı okuduktan sonra emin oldum diyebilirim. Kitapla ilgili bu detayı fark etmek beni gülümsetti. Her neyse, kitabın konusundan çok bana hissettirdiklerinden bahsetmeye devam edeceğim. İlk 200 sayfa daha durağandı, esas olaylar için zemin hazırlanıyordu bu nedenle yarısına kadar okuyup da sıkıldıysanız sakın bırakmayın! Çünkü kalan yarısı
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma