“Yaşantında her şey tekrar ediyor… Aynı olaylar defalarca aynı şekilde yaşanıyor, çünkü onları değiştirmek istemiyorsun. Yine şikayet ediyor, yine dünyayı suçluyor ve yine dışarıdan birilerinin seni incittiğine ya da talihsizliklerinin sebebi olduğuna inanıyorsun.
Zamanın döngüsüne sıkışıp kalmış sıradan birinin bir geleceği olamaz, yalnızca tekrar tekrar kendini yineleyen bir geçmişi olur.
Şimdi benim gözlerimden bakıyorsun! Bir gün sorumluluk sende olduğunda, kendine acımanın bir sonuç değil, felaketlerin başlangıcı olduğunu ve bütün bunların sebebinin sen, yalnızca “sen” olduğunu anlayacaksın. Ancak o zaman geçmişine ışık tutacak ve onu iyileştirebileceksin.”
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Yaşanılanlar, görülenler, öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.”