İnsanı en çok yaralayan şey (ki bu hem yetişkinler hem de cezalandırılan çocuklar için geçerlidir) fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır.
Saramago'nun sosyolojik bir metafor olarak ele aldığı beyaz körlük salgınını distopik bir atmosferle insanın görmezden geldiği özündeki vahşeti yüzümüze vuran, zaman ve mekan kavramlarını anlamsızlaştıran gerçek körlükten yola çıkarak gerçek dünyayı sorgulatan bir kara aynası olarak yansıttığı şaheseri. Kurulu sistemin yavaşça çöktüğü ve ilkel dürtülerin ortaya çıktığı bir evren.
Enteresan bir çok özelliği var romanın. Karakterlerin ismi yok. Çünkü o dünyada isimlerin önemi yok. İyi-kötü güzel-çirkin denen şeyler belirsiz. Herkes sadece bir insandan ibaret...
Büyük adamın büyük eseri...
"Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte biz oyuz."