Üzgün zamanımızda bile gülümseyen, hoşumuza giden, ince ve tatlı bir şeyler duyar gibi oluruz. Acaba bazı ruhlar için hüzün bir zevk, bir gıda değil midir?
Seneca'da Attalus diye biri der ki: "Yitirdiğimiz dostların hatırası, çok eski bir şarabın acıdığı gibi, mayhoş elmalar gibi hoşumuza gider."
Tanrı'ya ve rahibe kendimizden bahsetmiyor muyuz? Protestan komşularımız bunu halkın göz önünde yapıyorlar. Diyeceksiniz ki onlara yalnız kötü taraflarımızı anlatırız. Ama bu, her şeyi söylüyoruz demektir; çünkü iyi tarafımız da bütün günahlardan arınmış değildir.
İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeğe hep koşa koşa gideriz. İnsanı öldürmek için gün ışığında geniş meydanlar ararız, ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri için olan bir şereftir.