Rumeysa, bir alıntı ekledi.
43 dk. · Kitabı okuyor

Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 37)Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif (Sayfa 37)

Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.


Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.
A. Kaya

Soru
İnsan hiç birdenbire mutlu olabilir mi?
Dostunun tatlı gülüşüne kalbin ısınabilir mi?
Onun sevinci senin acın da olabilir mi?
Vedalar ağlamaksızın edilebilir mi?
Mutluluk ve üzüntünün gözyaşı birbirine karışabilir mi?
Sevgi uzağa da gidebilir mi?
Ve dostluk özlem de çekse sonsuza dek yaşayabilir mi?

Halil Furkan Özkan, İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

ATV program yapımcısı Faysal Atıl, Londra'da British Museum'da İngilizlerin bu kitabı gururla sergilediğini görmüştür. (Bekir Hazar, 8 Şubat 2013 Cuma, Takvim Gazetesi)

1700’lü yıllarda İstanbul’a gelen ve orada çeşitli islâmi ilimleri ve lîsanları öğrenen İngiliz casusu Hempher’in, İslâm dünyâsını ve müslümânları parçalamak için yaptığı casusluk faaliyetlerini ve vehhâbîği nasıl kurduğunu anlattığı hatıratının tercümesini içeren olan bu kitâp 3 bölümden oluşmaktadır.

Birinci kısım; İngiltere Müstemlekeler Nezâreti'nin (sömürgeler bakanlığı) bir elemânı olarak İstanbul’a gelip çeşitli islâmi ilimleri ve lîsanları öğrenen Hempher’in, bağlı olduğu Nezâretin tâlimatı ile İslâm âlemini dolaşması, Mehmed bin Abdülvehhab ile dostluk kurması, ona vehhâbîlik temel inançlarını telkin etmesi açıklanmaktadır.

İkinci kısım; İngilizlerin İslâm düşmanlığını, bilhassâ Hindistan’da yaptıkları insanlık dışı mezâlimleri, Mısır ve Ortadoğu’da İslâm âlemini ve Osmanlı Devleti'ni parçalama için yaptıkları faaliyetler anlatılmaktadır.

Üçüncü kısım; Yûsüf Nebhâni rahmetullahi aleyhin Hulâsat-ül Kelâm Risâlesi ile İslâmiyyet ve diğer dinler hakkında bilgiler içermektedir.

Pınar Keküllüoğlu, bir alıntı ekledi.
 5 saat önce · Kitabı okuyor

Kelebeklerle dostluk kurmak istediğime göre iki üç tırtılın kahrını çekeceğim elbet.

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 42)Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry (Sayfa 42)
Bolahenk, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Gerçek dostluk kuramam ben. Çünkü, bunu hiçbiri itiraf etmese de, iki dosttan biri her zaman köledir.

Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 131 - İletişim Yayınları)Zamanımızın Bir Kahramanı, Mihail Yuryeviç Lermontov (Sayfa 131 - İletişim Yayınları)
ömer selçuk, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Doğanın gereği faşistlik. Güçlünün zayıfı yemesi faşizan ve doğal. Ölüyü gömmek de dostluk, aşk gibi kavramları yalanlayan en büyük doğa geleneği. Ki bu gelenek hayatta kalana unutmayı emrediyor. Unutmak için toprağa gömmeyi. Yoksa kokutuyor cesedi. Çürütüyor gözlerinin önünde artık nefes almayan dostunu, sevgilini...

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Rümeysa, Düşlerin Ötesinde'yi inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitapta üç farklı karakter ve hayat hikayesine tanık oldum. Kitabın ana teması olan fedakârlık, dostluk ve kadın dayanışması çok güzel bir dille anlatılmış. Her kadının kendi içindeki üzüntüsü ve acısı farklı idi. Geçmişlerinde açılan yaraları öyle bir dayanışma ile sardılar ki birbirlerinin adeta merhemi oldular.
Kitapta en çok ilgi çeken yer, her bölümün başında dükkana getirilen eşya ile ilgili bir künyenin olmasıydı. Ürünün adı, üretim tarihi, genel durumu, özellikleri ve kimin satış için getirdiği tek tek açıklanmış. Bu kısa bilgilerden sonra ürünün hikâyesini okumak kitabı hem eğlenceli hale gelmesini, hemde okuyucuyu gerçekten de antika eşyalar satan bir dükkandaymış gibi bir etki yaratmasını sağlamış.

Post Mortem, bir alıntı ekledi.
11 saat önce

Belli ki Pohnpei'e ilk tesadüf eden Avrupalılar biz değildik. İspanyollar adayı on dokuzuncu asrın sonlarında işgal edip ardından Almanlara satmışlardı. Almanlar yerlileri zapturapt altına almış, yerliler 1910 yılında Sokesh İsyanı'yla ayaklanmış, ama ayaklanma bastırılmıştı. Sonunda Almanlar da Versailles Paktı'yla adayı savaş tazminatlarının bir parçası olarak Japonlara vermişti. ABD, İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonları adadan çıkarmış ve Mikronezyalılar 1989'dan sonra Amerika'yla bir serbest tabiiyet ilişkisine girmişti. ABD bölgeyi nüfuz alanında tutmak için her yıl Mikronezya'ya hatırı sayılır bir çek yazıyordu. Son yıllarda Çinliler ülkede bir lise için büyük bir kapalı spor sahası yaparak, ayrıca hükümet konağını finanse ederek Amerikan gücüne kafa tutmuştu. Bu "dostluk gösterisi" ABD'nin de dikkatini çekmişti, ama yerliler taraf değiştirmeye henüz ikna olmamıştı.

Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)