• Dostlar,

    Eve gelirken yolda bir Golden cinsi köpek yavrusuna rastladım. Birbirimize çabucak alıştık. Ben onu sevdim, o da beni sevdi(sanırsam öyle). Artık ev arkadaşlığı yapacak kendisi bana. Ben de kendisinden ayrılmak istemiyorum. Sorun şu ki; daha önce uzun süreli hayvan beslememiştim. Uygun bir zamanda veterinere gidip hem yaşını hem de bakımını öğrenip kendisiyle uzun vadede dostluk kuracağım. İçinizde daha önce hayvan beslemiş veya bir hayvan sahiplenmiş var ise bana da deneyimlerini aktarırsa koca bir iyilik yapmış olacaktır. Bu arada ismi de yoktur, abartısız isim önerilerine de açığız.


    Not: Mama ve diğer bakım ürünleri bağışı kabul edilmektedir. Onun tabağında biraz da sizlerin tuzu olsun. 😄
  • "Benim düşlediğim aşk iki insanın birbirini sahiplenme çabasından çok daha öte bir şey."
    "Ben, iki insanın daha yüce hakikati bulmak için bir ihtirası paylaştığı bir aşk düşünüyorum. Belki de buna aşk dememek gerek. Belki de dostluk demek daha doğru."
    Irvin D. Yalom
    Sayfa 298 - Ayrıntı Yayınları
  • '' O kadar insanla dostluk kurdum ki
    Ellerim dolu sanıyordum
    Başıma bir bela geldiğinde
    Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi
    Dostlarımın ihanet''
    A. Ali Ural
    Sayfa 38 - şule yayınevi
  • Bu çağda, her şeyin görüntü odaklı olduğu bir dünyada insanın tipini bilmeden bir başkasıyla dostluk etmesi, hele yakınlaşması mümkün müydü?
  • Sabah namazı vakti geldi millet Haydi namaza haydi kurtuluşa Essalatü hayrun minen nevm Namaz uykudan hayırlıdır.
    "Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb, 19,)
    Hayırlı sabahlar arkadaşlar Allah kabul etsin
  • Hayatımızda birçok insan tanıyoruz. Bazısıyla okulda arkadaş oluyoruz, bazısıyla iş yerinde, bazısıyla internet ortamında. Bunlardan bazıları sadece aynı ortamda bulunduk diyeceğimiz insanlar oluyor. Bazıları mutlu anlarımızı beraber yaşadığımız arkadaşlarımız oluyor. Bazıları ise her ne durumda olursak olalım her zaman yanımızda olan dostlarımız oluyor. Hayat şartları gereği her tanıdığımız, arkadaşımız, dostumuzla bir ömür beraber veya bir ömür iletişim halinde kalamıyoruz. Hayat şartlarının araya mesafeler kitabın koyabildiği ve bunun normalliği konusunda hemfikir olduğumuzu umuyorum. Gelmek istediğim asıl noktaya ulaşmak istiyorum. 


    Arkadaş veya dost adını ne koyarsanız tanıdığınız her insanla güzel şeyler yaşamaya bakmalıyız. Güzel anılar biriktirmeli. Güzel mektuplar bırakılmalı. Belki ufak bir eşya, belki bir kitap, belki bir fotoğraf, belki de bence en önemlisi, o ağlarken yanında olup yüzünü güldürebildiğiniz bir surat bırakmalıyız. İşte böyle arkadaşlıklar yada dostluk diyebiliriz.(Siz hangisini okumak isterseniz) Hayat şartları gereği bir daha hiç biraraya gelemeseler bile, birbirleriyle hiç iletişim dahi kuramasalar o paylaştığınız anılar, eşyalar (eşyalar cansız varlıklardır ancak onlarla birlikte yaşadığımız anılar onları yaşayan birer nesneye dönüştürdüğünü düşünüyorum. Aynı bir kitapla bağ kurup onlara gözü gibi bakan insanlar gibi) sizlerin ömür boyunca birbirinizi hatırlamanız için yardımcı etkenler olacaktır. Tabi bunlar olmayınca da insan hatırlar. Birlikte  yaşadığınız küçük bir anı, mesela beraber güldüğümüz bir şeyin benzeriyle karşılaşırsınız ve sizi bir anlığına o özlediğiniz günlere dönersiniz. 


    İyilik yaptığınız, yüzünü güldüğünüz, her zaman yanında olduğunuz ve aynı şeyleri size yapan insanları unutmazsınız. Daha çok hatırlamak, daha güzel hatırlamak, daha güzel hatırlanmak için, daha çok sevin birbirinizi  sevgili okurlar. Her şartta anlamaya çalışın, dinleyin, fikirlerini merak edin, hoşlandığınız ortak şeyleri keşfedin beraber, güzel şeylere yönlendirin birbirimizi. Hayatın keşfedilmemiş güzelliklerini bulmak için çaba sarfedin. Herşey şan, şöhret, para olmasın hayatınızda. Ruhunuzu doyurun birbirinizin. Şuan bu yazıyı yazarken aklıma gelen bir hikayeyi paylaşmak istiyorum sizlerle. 


    Mekanı hatırlamıyorum mazur görün. Anadolu'nun bir köyünde 6 tane adam bir eve misafirliğe giderler. Sofranın ortasında kocaman bir kase ve herkese birer kaşık. Ama kaşıklar bildiğimiz kaşıklar gibi değil, on katı daha uzun. Misafirler çorbadan alıyorlar ama ağızlarına götüremiyorlar çorbayı. Tam kaşığı döndürecek ya kolu arkadaşına çarpıyor ya da kaşıktaki çorba dökülüyor. Şaşkın şaşkın birbirlerine bakarken arkadaşlarının ikisinin çok güzel bir çözüm bulduğunu görüyorlar. Kaşığı daldırıyor kaseye ve karşındaki arkadaşının yemesini sağlıyor. Öbürü dolduruyor ona. Ancak bu şekilde karınlarını doğurabileceğini anlıyorlar. Gerçek bağlarımızı böyle ince düşüncelerle kurabileceğimizi düşünüyorum. 


    Karşımızdakine değer vermezsek belki o bize değer verir ama değer vermeyen de elbet birgün çıkar karşımıza. Belki biz değer veririz ve karşılığında üzülürüz ama mutlaka ve mutlaka hayat karşımıza o ruhumuzun sesini duyan birileri olmasa bile, birini çıkarır elbet. İyilik yapan iyilik bulur. Kötülük eden yaşattığını elbet bir gün yaşar. Ne ekersen onu biçersin. Ve son olarak Rahmân Süresi 60. Âyette belirtildiği üzere "İyiliğin karşılığı, yalnızca iyiliktir."


    Gün geçtikçe güzelleşen, geçmişe güzel anılar bıraktığımız, geleceğe iyilik ve güzellik tohumları ektiğimiz bir Dünya'da yaşama umuduyla  🤗
  • Evet biliyorum, aşk, dostluk kadar ince eleyip sık dokumaz.Çok zaman gözü kördür.İnsana değerleri için aşık olunmaz, doğrudur.Fakat aşık olmak için de bir şey, belki çok az bir şey,anlatılamayan, adı olmayan bir şey gerekir.