اَمْ تَقُولُونَ اِنَّ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطَ كَانُوا هُوداً اَوْ نَصَارٰىؕ قُلْ ءَاَنْتُمْ اَعْلَمُ اَمِ اللّٰهُؕ وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِؕ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿140﴾ 140. Yoksa diyor musunuz ki şüphe yok İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Esbat, yehûd veya nasâra idiler. De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Daha zalim kim vardır Allah tarafından nezdinde bulunan şehâdeti gizleyenden?” Allah Teâlâ sizin yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara 2/140)
"Eşyayı dahi incitme’ diyen medeniyetin mensuplarıyız. Su içtikleri bardağı öpen mevlevileri düşünün. Ormana girerken, genç ağaçları korkutmamak için baltanın sapını bezle saran tahtacıları.Şimdi ise birbirlerinin küçük bir hatasını bekleyen ne çok insan var." İbrahim Tenekeci
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
اَمْ كُنْتُمْ شُهَدَٓاءَ اِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُۙ اِذْ قَالَ لِبَنٖيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدٖيؕ قَالُوا نَعْبُدُ اِلٰهَكَ وَاِلٰهَ اٰبَٓائِكَ اِبْرٰهٖيمَ وَاِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِلٰهاً وَاحِداًۚ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ ﴿133﴾ 133. Yoksa Yakub’a ölüm geldiği zaman siz hazırlar mı bulunuyordunuz? O vakit ki oğullarına dedi: “Benden sonra neye ibadet edeceksiniz?” Dediler ki: “Senin ilâhına ve babaların olan İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhına ibadet edeceğiz ki O bir tek ilâhtır. Ve biz ancak O’nun için müslüman kimseleriz.” (Bakara 2/133)
وَوَصّٰى بِهَٓا اِبْرٰهٖيمُ بَنٖيهِ وَيَعْقُوبُؕ يَا بَنِيَّ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰى لَكُمُ الدّٖينَ فَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَؕ ﴿132﴾ 132. Ve bununla (diyanet-i İslâmiyye ile) İbrahim de oğullarına vasiyette bulundu, Yakub da. Her biri dedi ki: “Oğullarım, şüphe yok ki Allah Teâlâ sizin için din-i İslâm’ı ihtiyar buyurdu. Binâenaleyh siz ölmeyiniz, ancak müslüman olduğunuz halde ölünüz.” (Bakara 2/132)
وَاِذْ يَرْفَعُ اِبْرٰهٖيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمٰعٖيلُؕ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّاؕ اِنَّكَ اَنْتَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ ﴿127﴾ 127. O vakti yâd et ki, İbrahim Beytullah’ın temellerini İsmail ile beraber yükseltiyor, “Ya rabbenâ! Bizden kabul buyur, şüphe yok ki Sen semî’ ve alîmsin” diyordu. (Bakara 2/127)
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهٖيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَداً اٰمِناً وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِؕ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلٖيلاً ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِؕ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ ﴿126﴾ 126. Şunu da zikret ki İbrahim, “Yarabbi! Burasını bir emîn belde kıl, ahalisini, Allah’a ve ahiret gününe imân etmiş olanları da semerelerden merzûk buyur” demişti. Allah Teâlâ da, “Kâfir olanı da az bir müddet müstefîd ederim, sonra da onu ateş azabına muzdar kılarım. Ne fena bir gidiş!” diye buyurmuştu. (Bakara 2/126)