Sorularında amansız, cevaplarında ise çekingendi, bütün bilge kişiler gibi. Öfkelendi mi birden kafasında yumrular belirirdi; kulakları da oynamaya başlardı. Çehov'u severdi. Canı gibi sevdiği Anton Çehov için : "Tıp bilgisi ayağına dolanıyor, doktor olmasaydı daha da iyi bir yazar olurdu." Kadınlar konusunda söylediklerinden her zaman tiksinmişimdir- ağza alınmayacak ölçüde "kaba" şeyler söylerdi, sözlerinde bir yapmacıklık, içtenlikten yoksunluk sezilirdi, çok da kişisel şeylerdi üstelik. Bir kez de incinmişti sanki, ne unutabilir ne de bağışlayabiliyordu. Karşılık vermek işine gelmedi mi "o başka şey" derdi her zaman. Tolstoy bana hep edebiyat konusunda konuşmaktan pek hoşlanmayan ama bir yazarın kişiliğine candan ilgi duyan bir kimse olarak görünmüştür. "Tanıyor musun onu? Ne biçim bir adam? Nerde doğmuş?" sorularını sık sık işitirdim ağzından. Hemen hemen bütün düşünceleri garip bir ışık tutardı sözü geçen kişiye.