Bu mektubu kaçıncı kez yazıyorum bilmiyorum.
Belki sen hiç okumayacaksın.
Belki bir gün eline geçer ama sen, yazanı bile tanımazsın.
Yine de yazıyorum.
Çünkü içimde biriken ne varsa ancak bu cümlelerle taşabiliyor.
Şu an ne yapıyorsun diye düşünüyorum.
Evde misin?
Bayram temizliği mi var?
Yoksa anneannelerde misin?
Yine her şeyin ucundan tutup oraları mı güzelleştiriyorsun?
Yürüyebiliyor musun artık?
O kaldırımlarda izlerin var mı?
Beni düşündün mü bugün?
Bir kez bile…
“Acaba ne yapıyor şimdi?” diye.
Ben buradayım.
Hiçbir yere gitmedim.
Gitmeyi de başaramadım.
Ne seni unuttum,
ne kendime yeni bir hayat kurabildim,
ne de başka gözlerde seni arayabildim.
Ben hep aynı yerdeyim.
Senin bıraktığın yerde.
Burada bir çay bahçesi var.
Çatısı hasır,
direkleri mavi.
Gölgeyi sever.
Sessizliği de.
Bazen kalabalık oluyor.
Hafta sonları insanlar doluşuyor.
Buradaydım,
Hayatımın en tuhaf ama bir o kadar da güzel o zamanı burda başladı. Onunla ilk buraya geldik o zaman arkadaştık şimdi ise birini çok iyi tanıyan iki yabancı..
Bu dizelerimi sana yazıyorum, insanlar okuyup şiir şansın ama ben seni her satıra sıkıştırdım, bir gün eğer okusan bu satırları bilki eski yerde olmayacağım çok yoruldum sevmekten, çok yoruldum dünyanın omzuma koyduğu yüklerden, içimdeki çocuğa neler oldu bilmiyorum sessizliğe bürünmüş bir şekilde ağlamaktan gözleri şişmiş, suçu neydi o çocuğun? Saf temiz duygularla yaklaşmıştı oysaki ne vardı da bende göremediğin de başkasında bulduğun? Çok mu çirkindim yoksa çok mu ilgili? Aşkta gurur olmaz demişlerdi, ne gurur kalmıştı bende ne de aşk her şeyi tüketmiştim sana" ben sana yetemedim mi?"