PLATON’UN MAĞARASI
Kafasına at gözlüğü takılmış bir grup insan karanlık bir mağaraya zincirlenmiştir ve bu insanlara sadece kendilerine yansıtılan nesneler gösterilir. Zamanla bu insanlar yansıtılan nesneleri gerçek olarak algılarlar. Nihayet bir gün aralarından bir tanesi durumdan şüphelenip zincirlerini kırar ve mağaradan kaçar. Mağarayı terk eden bu insan; mağaranın dışında gerçekler ile tanışır, duvardaki nesenelerin gerçek olmadığını anlar ve bunu mağaradaki arkadaşları ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Doğuştan beri mağaradan çıkmayan arkadaşları ise hayatlarında hiç şüphe duymadıkları bu kendilerine gösterilen sahte gerçekliği sorgulayamazlar, dolayısıyla sorgulamayan bu insanlara gerçekleri anlatabilmek imkansızdır.
Korkularına bağlanan insanlar için hakikat; bir nefret sebebi, esaret ise sıcak ve güvenli bir kucaktır.
Albert Camus: “Yaşam yaşamaya değer mi değmez mi” diye sorarken.
Cesare Pavese’den cevap geliyor : “Yaşanacak bir yaşam, binilecek bisikletler,Yürünecek yaya kaldırımları
ve tadına varılacak güneş batışları vardır.” diyor. Ve ardından intihar ederek yaşamına son veriyor.