Önce şiir değil benim için. Önce sen. Bu "sen"in içine 60 kilon, kaşın, gözün, tenin, gençliğin, merhabamız, sustuğumuzda aramızda, masada, havada olan o isimsiz eksiklik, sonra senin o bulunmaz yiğit kalbin, hilesiz dokun... Hepsi, hepsi girer.
Bu memlekette, edebiyat adıyla yenen bokların, işlenen fikir cinayetlerinin hesabını mutlaka sorucaz. Sormak, sormağa yeti kazanmak için de yazmak gerek.
... bizler artık hayatın bu çeşit tatlılıklarından faydalanamayacak kadar baltalandık. Acının fazlası, daha doğrusu bu kadar mânasız sıklığı, uyuşturuyor, kurutuyor...