Kitap önerisi istemiyorum ama
Kitap önerisi olarak insanlara en bilindik klasikleri önerenler bana çok komik geliyor. Kanka sence gerçekten o kişi o kitabın varlığını veya çok sevildiğini bilmiyor mudur? Biri sizden klasik önerisi istemediği sürece bunları önermek komik bence. Onun yerine underrated kalmış kitaplar konuşulsa birbirimizden bilmediğimiz şeyler keşfetsek fena mı olur? Yoksa o güzelim cevherleri kendinize mi saklıyorsunuz😔😔 Ayrıca sadece ismi bilinen kitapları okuyanların sıkıcı, kendini tanımaya cesaret etmeyen, yeni kitap keşiflerine merak duymadığı için iç dünyası renksiz ve özgünlüğünü yitirmiş insanlar olarak görüyorum. Hatta azınlık bir kısmın gerçekten ilgi duyarak klasikler okuduğunu, geri kalan çoğunluğun ise okumuş olmak için okuduğunu düşünüyorum. Ama en azından okuyan insanlarız öyle değil mi? Bunu yapmayanlar da var. Ve bu bana çok korkunç geliyor. Not: Okuma listem o kadar kabarık ki yalnızca en yakın arkadaşlarımdan öneri alıyorum (beni en iyi tanıyan kişiler oldukları için). Kendi seçimlerimi karşıma çıkan yorumlardan keşfettiklerimle yapıyorum böylesi çok daha eğlenceli geliyor. Her zaman güzel şeyler keşfedebiliyorum sanırım bu yüzden hiçbir zaman kitap önerisi istemem gerekmedi. Ama bir yandan da o kadar yavaş okuyorum ki kendi merakıma yetişemiyorum🐢
İnsan görmesem daha mutlu
Ruhum daraldı hiç hoşlanmadım bu kalabalıktan hiç tat almıyorum ruhum bu dünyaya ait değil içinde bambaşka bir yerde yaşıyor ...
Ben ve Duygularım
Reklam
Ciddiyetin işe yaradığı tek yer, ciddiyetsizlerin yanıdır.
1000Kitap
Bu iç çekişler hissi bahanemin yıkılışının bedelli mutluluğun ön ödemesidir. Neek
Türk futbol tarihinin en onurlu, en gururlu ama aynı zamanda en iç burkan anlarından biri... 2002 Dünya Kupası yarı finalindeki o 1-0'lık Brezilya mağlubiyeti, tüm ülkeyi ekrana kilitleyen ve hafızalara kazınan bir hüzündü... Çocuktuk, yüzlerimizdeki boyaları gözyaşlarımız bozmuştu. Hasan Şaş'ın maç sonundaki o çaresiz ve hüzünlü oturuşu, kalbimizin üzerindeki bir ağırlıktı.Turnuvada Ronaldo'nun o beklenmedik ayak ucu vuruşuyla gelen tek gol bizi finale taşımamış olsa da, millî kadronun sahaya koyduğu ruh, samimiyet ve mücadele gerçekten bambaşkaydı. Her şeyimizle o kadar sahadaydık ki, üzüntümüz bile sonuna kadar gerçek, sonuna kadar saf ve içtendi... Bugünkü maç sonu açıklamalarında göremediğimiz bir şey de bu hakiki hüzündü. Ne takımdı ama... Hacıosmanoğlu'nun, "tarihin en karakterli milli takımı” dediği takım maalesef 2002 kadrosundan fersah fersah geride... Evet, karakter olarak da...
Gerçek mutluluk dışsal faktörlere (maddi varlıklara) bağlı değil; kişinin kendi iç dünyasını tanıması, duygularını eğitebilmesi ve anlamlı bir yaşam sürmesiyle mümkündür. Olumsuz Duygular (Karanlığın Atlıları): Öfke, kin, kibir, kıskançlık, bencillik ve şüphe gibi duygular tamamen yok edilemez. Önemli olan bu duyguları bastırmak değil, onları bir enerji kaynağı gibi görerek doğru ve yapıcı alanlara kanalize etmektir. -Profesör Dr. Nevzat Tarhan
Reklam
Reklam