rumeysa

Zaten tam bir teknikten söz etmeye de hakkımız yoktur bütün deneylerimiz bakalım ne çıkacak türünden deneylerdir. Doğal olarak çıkardığımız sonuçlar ise ancak diğer yöntemlerle kontrol edilmesi gereken bazı görüşlerdan ibarettir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
3.7 SONUÇ: Çocukların birbirlerini anlattıkları öykü veya yaptıkları açıklamalarda aşama sorunu ve objektiflik çabası Egosantrik bir biçimde düşündüğümüz zaman kendimizi hülyaya kaptırırız toplumsal bir biçimde düşündüğümüz zaman ise daha iyi bir şekilde gerçekliğe uyarız.
3.SÖZÜN KAVRANMASI 3.6 KAVRAYIŞ ETKENLERİ Bu kavrayamamakta suç yalnız açıklayıcıya mı aittir yoksa tekrarcı da kendi anlama biçiminde incelenmeye değer bazı özellikler gösterir mi şimdi bunu araştırmanın sırası.
3.5 Açıklayıcının anlatışında düzenlilik ve neden kavramları Öncelikle açıklayıcının ifadesinde görülen düzensizlik şu biçimde ortaya çıkar. Çocuk olayların nasıl bir düzen içinde birbirini izlediğini veya bir mekanizmadeki parçaların birbiri üzerine ne biçimde etkide bulunduğunu bildiği halde ifadesinde bu düzene hiçbir ilgi ve önem vermez. Bu olayda açıklayıcının (1. çocuk) tekrarcı (2. çocuk) için değil yine kendisi için söylemekte olduğuna veya diğer bir biçimde düşüncesini yaşlarını anlatmak toplumsal bir biçimde konuşmak alışkanlığında bulunmadığına bağlanabilir. (( bu düzene koyma yetisi 6-7 yaşlarında oluşmaya başlar)) Aralarında ne nedensel ne zamansal ne de mantıksal bağlılıklar bulunmadıkça bu gibi anlatımlar sadece birbirine bitiştirilmiş olarak kalır.
3.4 Deneyin Yorumlanması Çocukların birbirlerini iyi anlayamaması birbirlerini anladıklarını sanmalarından ileri gelmektedir. Açıklayıcı (1. çocuk) sözüne başlarken tekrarcının(2. çocuk) her şeyi kavradığını bilinmesi gereken her şeyi önceden bildiğine karar vererek öyküde (mit) veya mekanik açıklamalarda (musluğun çalışma prensibi) yer alan en ince anlaşılması en güç noktaları bile yarım yamalak söyler ve geçer . O çocuklar hep yalnız kendilerinden daha fazla ve daha iyi bilmekle yetinmeyerek aynı zamanda kendilerini anlamak konusunda da ellerinden gelen her şeyi yapan ve hatta istediklerini ve düşündüklerini bir anda tahmin eden yetişkinlerle kuşatılmışlardır demek çocuklardan çalışsınlar veya çalışmasınlar bir istek göstersinler veya bir şey gizlesinler hep büyüklerin kendi düşüncelerini yüzlerinden okuduklarına ilişkin bir kanaat vardır Erken bunama ve diğer patolojik biçimlerinin psikolojisinde de bu olaya rastlamaktayız çocukların açıkça isteklerini anlatma, hatta hiç konuşma zahmetine katlanmamaları bu tutumdan doğmaktadır çünkü onlarda dinleyicilerin her şeyi kendileri kadar hatta kendilerinden daha fazla bildikleri ve söz konusu olan her şeyi hemen anlayıverdikleri kanaati vardır bu zihniyet egosantrik zihniyete zit değildir her ikisinin de kaynağı çocuğun kendini dünyanın merkezi saymasıdır.