rumeysa

Alttan Aldığımız Dersler
Puan vermedi·128 syf.··
2023 7. kitabı
Kitapların isimlerinin dikkatimi çekmesiyle inceledim özellikle #k:10848. Kısa hikayelerden oluştuğu için de okumaya kolay adapte eden bi kitap. Ortak tema dokunuş. Herkesin hoşlanacağı türden değil açıkçası, rahatsız edici bir tavrı da var olayların, duyguların. Hikayelerin içine kısa bi an dalıp çıkıyoruz, yine de vermek istediğini veriyor. Çeşit çeşit insan ve durumla ortak bi şeyler buluyoruz. Basit, etkili ve ilham verici buldum.
Dokunma DersleriYalçın Tosun · Yapı Kredi Yayınları · 2018792 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·152 syf.··
2023 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2023 13:51
Bir şeyler üretmek üzerine düşünen ve üretme isteği taşıyanların okuması ve üzerine çıkması gereken kitap. Cesaretin tanımı, fiziksel, moral, toplumsal ve yaratıcı cesaret türleri; yaratıcı süreç, karşılaşma kavramı,sınırlar ve kaygının işlevi üzerine kısa açıklama. Psikanalitik çevrelerde yaratıcılığın genelde egoya hizmet eden bir gerileme (regression) sonucu ortaya çıktığı görüşü baskındır. Rollo bu yaklaşımı indirgemeci bulur, kabul etmez. Hani hep tartışılır ya, ‘Van Gogh nevrozundan, sinir hastalığından kurtulsaydı o eserleri yapabilir miydi?’denir ya; işte Rollo böyle bir dilemmanın zaten yanlış varsayımlardan kaynaklandığını anlatmaya çalışıyor. Yaratıcı süreç sayrılığın sonucu olarak değil, duygulanımsal sağlığın en yüksek derecedeki betimi, normal kişilerin kendilerini gerçekleştirme edimi olarak görülmeliydi. Sadece sanatçının değil, biliminsanının ve düşünürün de elinde olmalıydı. Asıl yaratıcılık ise gerçekliğin dış görünüşünden çok gerçekliğe yaşam vermekle alakalıydı. Haftasonları, boş zaman etkinlikleri veya kafa dağıtma çabaları değildi. Dünyayla Karşılıklı Bir İlişki Olarak Karşılaşma adlı bölümde kaygı ve kaos üzerine yazılarda bir iki fikir bana çok katkı sundu. “Dünya bir kişinin içinde bulunduğu anlamlı ilişkilerin bir modelidir ve o kişi bu dünyanın tasarlanmasında yer alır.” Ve kişi öznelliği bu dünyayla karşı karşıya koyarak bir tepkime oluşturacaktır. Yaratım kişinin dünyasını açımladığı bir dil.
Yaratma CesaretiRollo May · Metis Yayınları · 20223,209 okunma
And now.. Ladies and gentlemans
Puan vermedi·360 syf.··
2023 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2023 22:32
Güldük, eğlendik, şaşırdık, katlettik. James Cameron’un titaniğindense Antika Titanik’i tercih ederim. Aşk, intikam, entrika, bilimkurgu, müzik, şiir.. Hepsi güzel harmanlamış. Kurgu güzel, karakterler iyi oluşturulmuş. Ama yine de orjinalliği konusunda şüphe bırakmadı değil. Söz sanatlarını sonuna kadar kullanmış, aldığı kadar genel kültür eklemiş murat-ı mübalağa, felsefi zeminde bir kendini bulma yolu, ancak ironisinin de altta kalır yanı yok. Listelere eklecek olsam #Casablanka’da geçen romanlar #Morelin sıffırken elini ilk atacağın kitaplar
Antika TitanikMurat Menteş · April Yayıncılık · 20186,8bin okunma
Sürüünüyorumm
Puan vermedi·306 syf.··
2022 22. kitabı
İçimizdeki yabancı kimdir? Yitirdiğimiz ve yaşamımız boyunca kendi yöntemlerimizce onu özlediğimiz en kendimize özgü yanımızdır. Bu kendine özgü yanımız reddedilmeye ve baskıya uğramıştır. Neden hala içimizdedir ve neden hala yabancıdır ve dışa yönelttiğimiz nefretle bi ilişkisi var mıdır? İnsanın kendi bastırılmış yanına nefret duymasını bilmem mümkün görür müsünüz ama Arno Gruen böyle olduğunu söylüyor ve bu kendi içimizdeki yanı kimde görürsek ona karşı nefret ve aşağılamanın ortaya çıkabildiğini söylüyor. Bize kendi içimizdeki susturulmuş yanımızı hatırlatan birinin bizde nefret duygusunu açığa çıkartacağını anlatıyor. En temelde bu aile içindeki otorite ile başlayıp, toplumsal otoriteye kadar genişleyen bir yelpazede nefretin ve şiddetin kaynağı oluyor. Otoritenin gücünü eline almış kişi kimde canlılık ve özgünlük görürse onu sakat bırakmak istiyor. (Açıkçası bu ve benzeri düşünceleri okuyunca büyük bir gerilim yükleniyorum. Bir korku masalı gibi.) Ama Arno’ya göre bir de işin daha ileri boyutu var ki şöyle: Kurbanlar, kendilerini yoldan çıkaranların safına geçerler. Ki kurban dediklerinin hepsi aslında çocukluk çağında başlayan ruhu sakat bırakan bi dönemden geçerken kurban olanlar ve maalesef ailelerine muhtaç olduklarından, onlardan korktuklarından ve ailelerini sevmeye de, ailelerinin de onları sevdiğine inanmaya neredeyse mecbur olanlar, çocuklar. Çocuklar ben kurban edildim diyemedikleri için bu acıyı yadsımak durumunda kalırlar diyor. Ve bunun sonucu olarak da başkalarını kurban etme döngüsünğ devam ettirirler. Çünkü bir iç bütünlük geliştirememişlerdir, kimlik duyguları yoktur bu yüzden o korku verici otoritenin baskın özelliği ile özdeşleşirler. Kimlikleri dağılma tehlikesiyle birliktedir her an. Bu yüzden nefretin alevi hiç sönmez. Çocuklukta uğranılan
İnsan ve Toplum
İçimizdeki YabancıArno Gruen · Çitlembik Yayınları · 2016165 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2022 17. kitabı
Aileler neden göründüğü kadar iyi ve güvenli bir yer değildir sorusunun etrafında bazı cevaplar aradığı bu kitaptan önemli gördüğüm bazı yerleri özetlemek istiyorum. Kendi anladıklarımı ve ‘mi acaba?’ dediğim yerleri de yazacağım. Öncelikle yaşımız çok çok küçükken yaşadığımız şeylerin genelde hatırlanmayacağı ve bu yüzden de etkisinin de az olacağını düşünürsek yanılırız. Dünyayı bi sünger gibi öğrendiğimiz o dönemlerde beynimiz hala gelişmeye devam ederken, tüm bilişsel süreçlerimiz şekilleniyor. Bu her deneyimin bir çocukluk travması oluşturabileceği anlamına gelmiyor elbette. Ancak temelde normlaştırdığımız ve kabul ettiğimiz, hata olarak görmeyi bir türlü başaramadığımız bir çok yaklaşım, ailenin yüceltilmesiyle çok kolayca uygulanıyor, destek buluyor. Bunları sorgulamaya başlamak hayatımızda bi oyuk açıyor bence. Daha önce kendimizle çatışmalar yaşadığımız kaynağı belirsiz durumlarda hatanın sebebinin kendimiz olmadığını ve hatta ortada bi sorun olduğunu gösterdiği için bir oyuk açıyor dedim. Hayatımızda hiç oyuk olmaması gibi bi ideale sarılmadan, o oyuğun olduğunu kabul edip, o oyuğu onarmaya niyetlenirsek de, başka bir insanın hayatında benzer bir oyuk açmama gibi bi etkisi de oluyor. Bir çocuk varolduğundan itibaren güvenmek ister. Sevilmek ve onaylanmak da temel ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçların bir zaaf olarak görüldüğü ve yetişkin dünyasına göre kullanıldığı/sömürüldüğü yerde de sağlıklı bağların ve ilişkilerin aynı zamanda kişilik gelişiminin de kolay gelişmeyeceğini söyleyebiliriz en temelinde. Anneliğin de hatalar içerebileceğinin ve bu hataların bir çok masumlaştırılmış ve yüceltilmiş gerekçe ile aklanması yerine itiraf edilmesinin çözüme daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Çocuğun fiziksel istismarlarındaki tepkimizin aynısını gösteremediğimiz
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma