Savunma Mekanizmalarını psikanalizin Freud yolundan bakılan bir açısından bir ders gibi gördüm ve bu ders için kendimce bir özet çıkardım. Bunlar tamamen benim anlayabildiğim kadarıdır. Burda bahsedebildiklerim kuramların görece yüzelsel kalmış bir anlayışı olabilir. Zira bir kitap okuyarak kuramları anlayamayız.
Psikanaliz dendiğinde çoğumuzun aklına Freudun id dediği ilkel tarafımızın karanlıkta kalan yönlerinin aydınlatılması geliyor. Ancak egonun da bilinçdışı kalan yönleri vardır ve Anna Freud tam da bunlarla ilgili olanları bize aktarmaya çalışmış. Hatta egonun da bilinçli kısmının gayet de psikanalizin konusu olduğunu söylemiş. Yani psiknalizin sırf bilinçdışıyla ilgileniyor olması bir yanılgı.
Açıkçası eğer ideal bir ego ve id ilişkisini anlayacak olsak şöyle bi şey imgeleyebiliriz: derinlikteki idin doyuma ulaşmayı arzulayan güçlü enerjili istekleri vardır. Ve egoya ulaşan bu dürtüler egonun rehberliğinde kendilerine bir tatmin ve rahatlama yolu bulurlar. Ego düzenleyici ve işlevselik kazandırıcıdır diyebilirim. Ve ideal işleyen bir süreçte ego, id tarafından dürtülüşünün bir gözlemcisidir.
▪İd denilen alanda rasyonel bir düşünce ya da algılayış yoktur. Orda duygular birbiriyle yer değiştirebilir, karşıtlıklar birbiriyle çelişmeksizin barınabilirler. Haz ilkesi geçerlidir.
▪Egoda ise kurallar, mantık süreçleri, realiteyi algılayış vardır. Ego id ile üstben arasındaki dengeleyicidir. Ara bulucu, çözüm üretici, eyleme geçiricidir. Gerçeklik ilkesi geçerlidir.
▪Üstben ise etik kurallar, toplum ve yasaların otoritesini temsil eder.
Ve ego nedense(?) bilinçdışının açığa çıkmasına pek gönüllü olmaz, savunmaya ihtiyaç duyar. Bu savunma rüyalarda, serbest çağrışımda veya hipnozda gardını düşürür.
Simgesel içeriklerin de bu kuramda yeri büyük, matematik formülleri