ve sönmüş sigarasına bakıyorum, son sigarasına ve o gece uyuduğu son yatağa, ve yatağını düzeltmek geliyor içimden ama yapamam, çünkü bir baba öldükten sonra bile hep evin efendisidir.
milyon kere ölmüşüm ben
inanıp bekleyerek, bekleyerek
odanın birinde
tavandaki çatlaklara bakarak
telefon bekleyerek, bir mektup, bir kapı çalışı,
bir ses, bir nefes .
o, gece kulüplerinde yabancılarla dans ederken çıldırmışım kafamın içinde...
bir aşkın kollarından çıkıp bir diğerinin kollarına
çarmıha gerilmiş ölmek hiç de hoş değil, karanlıkta adının fısıldandığını duymak çok daha güzel.
katlediliyoruz bu ülkenin sokaklarında
bayrak direklerine yaslanırken buz gibi donmuşuz
dişliler pençelemiş her yerimizi
karanlıkta eğitilmişiz karanlık için
tıkalı tuvaletlere kusuyoruz karafatma ve fare dolu kiralık odalarda
elbette çok nadir duyarsınız şarkı söylediğimizi
gündüz olsun gece olsun
işe yaramaz savaşlar
işe yaramaz yıllar
işe yaramaz aşklar
ve tutup bize sorarlar,
niye bu kadar çok içiyorsunuz?
eh, sanırım günler harcanmak
içindir
yıllar ve aşklar
harcanmak içindir.