İnsan bazen en çok yarım bırakıldığı yerlerde tamamlanmayı öğreniyor. Birinin elinden tutup yürümeye başladığında, yolun sonuna kadar birlikte gideceğinize inanıyorsun; oysa bazı insanlar sadece seni yola çıkarır, sonra kendi yönüne sapar. Geriye ne onların sesi kalır ne de verdiği sözler, ama bıraktıkları boşluk uzun süre seninle yürür. İşte o boşluk zamanla bir gölgeye dönüşür; nereye gidersen git peşini bırakmayan, bazen önüne düşüp seni durduran, bazen de arkandan sessizce seni izleyen bir gölge... İnsan kaçtıkça kurtulduğunu sanır ama hayat öyle düz bir çizgi değildir; döner, dolaşır, aynı duyguları farklı yüzlerle yeniden karşına çıkarır. Belki de bu yüzden bazı vedalar hiç bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve sen anlıyorsun ki asıl mesele kimin gittiği değil, senin o gidişten ne öğrendiğindir. Çünkü her terk ediliş, içindeki gücü biraz daha ortaya çıkarır; her yarım kalış, seni kendine doğru tamamlar. Dünya yuvarlaksa, bu sadece fiziksel bir gerçeklik değil; duyguların da bir gün dönüp dolaşıp sahibine ulaşmasının kaçınılmaz olduğunun sessiz bir kanıtıdır."Yürümeye ikna edip yol ortasında bıraktığınız herkesin gölgesi, başka yollarda önünüze düşecek. Dünya biraz da bu yüzden yuvarlaktır.