Büşra Çetin Kaymak

"Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık."
Reklam
Çalışanların soru sorması tehlikelidir. André Gorz’un ifadeleriyle söylersek, “İnsanlar bütün değerlerin sayılabilir olmadığını, paranın her şeyi satın alamayacağını, satın alınamayan şeyin temel olduğunu hatta işin özü olduğunu keşfettiklerinde ‘ticaret düzeni’ temelden sarsılır.”
Kalenderî meşrepliler, aylaklar, rindler! Dünyaya temenna etmeyenler. “Bir devlet içün çerhe temennadan usandık” diyebilenler. Ne mutlu onlara!
Hüsrev Hatemi bir şiirinde, “Çünkü her Türk, yüreğine acılar dokuyan bir tezgâhtır” der. Yüreğinize acılar dokuyabilmek için, bir yüreğinizin olması gerekir. Biz kalbin çocuklarıyız. İç hayatlarımız, dünyanın neresinde olursak olalım, Anadolu’nun türkü ve öyküleriyle şekil bulur, bu toprakların öyküleri ruhlarımızı mayalar.
Doğunun tecrübesi ise çok farklı. İlerleyen yaşın ölüme dair farkındalığı çoğalttığı, ölümün hayata tutulan bir deniz feneri olduğu, hayat ve ölümün birbirine katılmaktan özge bir dileğinin bulunmadığı coğrafyalarda, yaşlılık hep selamlanmıştır. Yaşlıların eli bu yüzden öpülür ve bayram günleri en yaşlının evi bu yüzden ilk emirde ziyaret edilir. Yaşantıya, tecrübeye, bilgiye ve bilgeliğe hürmet, kadim medeniyetlerin geleneğidir. O yüzden bu topraklarda yaşlanmak ‘başlanmak’tır.
Reklam