• 299 syf.
    "ne görüyorsun? anlatsana."
    "Annemi."

    bu bir inceleme değil, hiçbir anlamda. ne romanda geçen olaylar dizinini, ne de yazarın uslübunu, hiçbir şeyi eleştirmek veya övmek için yazılmış bir cümleler bütünü değil bu yazı.
    bu bir inceleme değil; bu bir içdöküm, bu bir ağlayış, bir ağıt aslında.
    İshak ve Jülide. romanı okurken asla bir aşk kırıntısı bulmak amacıyla okumadım; romantik, iç kıpırdatıcı sahneleri tahayyül etmek istemedim. ki nitekim de öyle oldu.
    dolmayan bir boşluk, anlaşılmak, kabul edilmek, bir yere ait olmak. bu kavramların altını çizdim her sayfada.
    İshak'ın geçmişi, acıları, yalnızlığı, anbean gitme isteği o kadar tanıdık geldi ki bana. çoğu sayfada sol tarafımın sesiyle sağır oldum. ritmini şaşıran kalbim duracak sanarak okudum bir sürü cümleyi. ellerimin yarım titrek senfonisiyle çevirdim yapraklarını. yaralarını tanıdım çok uzaktan, yaralarıma çok benziyor diye. beyninde savrulup duran hayaller beni de işgal etti, çok benziyor. bana çok benziyor acıları, eksik yanı. çocukluğuma, ergenliğime, gençliğimin taze yıllarına.
    Jülide. sanırım ileri yaşlarımın versiyonu olacak bir rol model. 5-10 sene sonraki halim. o kadar bile değil. umursamazlığı, izole hayatı, kararsızlıkları, çıkmazları ve pes edişi. ben gibi. baştan yenilgiyi kabul etmişleri korkutamazsın, Jülide de öyle. kabullenmiş.
    Tarık Tufan her kitabında, ayrı bir yarama dokunuyor, bunu başaran nadir kalemlerden biri. en son 2 sene önce "ve sen kuş olur gidersin" kitabını okumuştum. uzun bir süre bu adamı okumayacağım demiştim kendime kati bir şekilde. demek ki okumam ve yüzleşmem gerekiyormuş. bazı kitaplar insanın dönüm noktası oluyor, bu da onlardan biri oldu benim için. ilk defa bu kadar uzun sürdü bir kitabın çantamda dolaşması. ağır ağır çıktım merdivenlerinden hikayenin, ağır ağır paslı çivilerle kazıdım bazı cümleleri, bazı sayfaları defalarca okudum, defalarca. ağlamadım ama içime damladı, kan biriktirdim.
    dediğim gibi bu bir inceleme değil; hissettiğim ve kabul edebildiklerimi yazdım sadece. seslendirecek cesaretimin olduğu cümleleri aktardım.
    bu kadar. hâlâ beynimin içinde tüm sesiyle dolaşıyor cümleler.