Geri Bildirim
  • Naber olric
  • Sahi herkesin bir içerisi vardır değil mi? Zaman zaman konuştuğu hatta tartıştığı, bazen de lafın lafı açtığı bir içses. Sizinki nasıl bilmiyorum ama benimki benimle saatlerce konuşabilir. Öyle ki suyuma attığım çubuk tarçına bile karıştığı oluyor. Durum böyleyken birine güvenmek haliyle zorlaşıyor çünkü içsesimin de her konuda bir fikri var. Neden bu kadar yüzsüz olduğunu bilmiyorum. Bu hayatın sahibiymiş gibi davranmasını da anlamıyorum ama onu seviyorum. Onsuz çok yalnızım.
  • Bardağa düşüp de suyu taşırmayan gül yaprağı idim, reçel yapıp ekmek bandılar.


    İyi geceler.
  • Zihin çok ve sesli konuşuyor. İçses, ruh, kalp ise her ne olarak adlandırıyorsan onu, o da öyle fısıltıyla konuşuyor ki duymak çok zor oluyor. O yüzden de iyi kulak vermek gerekiyor.
    ..eski bir arkadaşımla her konuştuğumda yaptığım işe, hayallerime çok saygı duyup desteklediğini söylüyordu. Ağzı bunu söylemekten asla vazgeçmiyordu ama beni rahatsız eden bir şeyler vardı. Sanki kurduğu cümlelerin içi dolu değildi. Sürekli desteğini dile getirse de desteğini asla ama asla hissedemiyordum. Ama sonuçta söylediği buydu ve ben de inanmayı tercih ettim o süreçte ona. Kaldı ki daha sonra yollarımız ayrıldığında bir başkasından duydum ki en baştan beri benim yoluma saygı duymuyormuş. “Biliyordum!” dedim. Ben en başından beri biliyordum ama resmen göz göre göre inanmayı seçmiştim.
    https://www.uplifers.com/...lp-sesi-altinci-his/
  • Mevlâna'nın emeği büyüktür bu kitapta :) Bir sayfaya sığan eserden 188 sayfa eser.

    Bir öykünün keşfiyle büyük bir yapı. Paulo Coelho, Mevlâna'nın okuduğu bir öyküsünden esinlenip 150 ülkede, 66 dilde yayımlanıp 100 milyonu geçen bir kitabı kaleme döker. Bir kaç yorumda okuduğum bilgiye göre Coelho en başta dile getirmez eserini Mevlâna'nın öyküsünden esinlenerek yazdığını ama daha sonra dile getirmiştir bu yolculuğu. (Kesin bir bilgi değil tabii)

    Kitabı geçen yıl büyük bir hayranlıkla okumuştum. Başucu kitabımdı tâ ki arkadaşıma verene dek. Sonra bir aralar nedense sürekli aklıma geliyordu. "Biliyordum o da beni seviyordu" :) Arkadaşımla birlikte her hafta bir kitap okuyoruz ve bu hafta yüreklerimize kulak verdik. Yazarın da dediği gibi, "yüreğin neredeyse hazinen de oradadır" Bu hafta ki hazinemiz 'Simyacı'ydı.

    Yüreğinin sesine kulak veren, insanlardan uzaklaşıp saatlerce hangimiz konuşuruz yüreğimizle. Yıllardır tutturmuşuz bir içses diye. Peki öyleyse içsesimiz kim, nereden geliyor o ses. Kim elini yüreğine koyup saatlerce kafa tutuyor kendisine? Coelho buyuruyor;
    “- Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım?”
    “- Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın…” (syf 152)

    Çoğumuz mutluluğu, huzuru, hazineyi uzaklarda ararız. Nesneye yükleriz, değerlendirirde değerlendiririz. Kimimiz bir kağıt parçasına verir bu değeri kimimiz bir bakır parçasına. Sonra elinde ki kitap bu sorununda cevabını kondurur sayfaların arasından;
    “Yüreğin neredeyse hazinen de oradadır…" (syf 151)

    Seni hayallerinden, umutlarından alı koyan yalnızca sen'sindir. Bir çok isteğimizi en başta kafa da bitiriyoruz ve zaman geçtikçe yüreğimizde. İnsanoğlunun en büyük engeli kendisidir. Yollarımıza taşlar, çukurlar kurar tuzaklar hazırlarız kendimize. Tıpkı pireyi deve yapmak gibi. Elinize bir silgi alın ve gözünüze olabildiğince yaklaştırın. Şu an tek gördüğünüz şey silgidir. Ama alın o silgiyi ve odanın bir köşesine koyun ve tekrar bakışlarınızı gezdirin bakabildiğiniz yerlere. Şu an silginin yeri sizde ufacık bir yer teşkil ediyor. Sevgili okurlar hayal dünyanızı, düşüncelerinizi, fikirlerinizi oldukça genişletin. Bırakın detayları! Zamanın ne kadar lehinizde olduğunu bilmeden nedir bu özgüven? Ellerinizi iki gözünüzün tam yanına ellerinizi karşılıklı gelebilecek şekilde koyun. Dünyaya bir öyle bakmak var bir de önünüze bakmanıza rağmen yandan bakarak detayları da görebilme şansınız var. Prensiplerinizin, inançlarınızın kurbanı olmayın. Sınırlandırmayı bırakın kendinizi.

    Yeter ki inancınız olsun kendinize. Başkalarında olupta sizde olmayan tek şey düşünceleriniz, engelleriniz, inşa ettiğiniz tuzaklarınızdır.

    Yüreklerinizin sesi olun. Mutlu olun, umutlu olun, Sevgili Okur :)
  • Gidersem başkalarına isyan etmiş olurum,gitmezsem isyanım kendime olur.
    Jean-Paul Sartre
  • Çok naif bir küçük kahraman, içimizdeki zamanı bize hatırlatan tüm zaman hırsızlarımıza karşı uyarıcı içses. Küçük prens ile paralel bir yapısı var. Bir çocuk masumiyeti ile verilen mesajlar daha güzel bir yere dokunuyor..