D.H. Lawrence'dan kısa notlar paylaşayım bari bu akşam😊
*Lawrence okul yıllarını boşa harcanmış sayar, orada düşkırıklığından başka hiçbir şey olmadığını söyler. bunu da ölümünden bir yıl önce yazdığı bir mektupta dile getirir.
**Annesine tapar. Annesi öldüğünde hayatı tamamen değişir. Annesinin birlikte olmasına müsade etmediği bir sevgilisi vardır: Jessie. Jessie'ye itiraf eder, asıl felâket, onu bir oğul gibi değil, bir âşık gibi sevmesi, bu yüzden de Jessie'ye asla aşk duymamış. 3 Aralık 1910 tarihli mektubunda bunları yazar.
***Annesinin ölümünden sonra şiirlerini annesine yazar ve Kutsal Bakire olarak görür onu.
"Geri dön öyleyse, anne, öl dediğim sevgilim.
Ancak ben gördüm sendeki Bâkireyi"
**** Yıllar sonra yakın arkadaşı Katherine Mansfield' e, ki bir başka deli de o, bir mektup yazar (1918). Mektubunda annesine aşırı bağlılığın bir çeşit ensest olduğunu bildiğini, bu aşktan kurtulmak istediğini söyler.
*****Şimdiye kadar okuduğum kitaplarında kız çocuklarıyla babalarının yakınlıkları dikkat çekici. Bunu yapmasının bir sebebi yok mu? Oğullar ve Sevgililer'de durum farklı.
Kazıyoruz bakalım... Bakalım bakalım neler bulacağım. Sonra annesine karşı hisleri değişiyor ve bambaşka konuşuyor ve yazıyor annelik hakkında. Toparlayayım da paylaşayım.