Idat

Puan vermedi·80 syf.·
2023 41. kitabı
Ben de Twitter’da görüp okuyanlardanım. Akademik bir metin gibi yoğun bir anlatımı yok. Bir çırpıda okunuyor. Altını çizdiğim yerler olsa da övüldüğü kadar beğenmedim. Daha derinlemesine ele alınabilecek bir konu pandemi sonrasında yazarın düşündüklerini derleyip bir an önce yayınlama ihtiyacından doğmuş gibi. Ayrıca acının gerekli olduğuna inanmıyorum, bu sebepten de beğenmedim. İnsan yaradılışı gereği acıdan kaçıp hazza ulaşmaya çabalayan bir varlık. Çağımız, acıyı “geçiştiren” ağrı kesiciler üretiyorsa elbette bundan faydalanacağız. Kısacık ömrümde ne diye acı çekip bundan haz duymaya, ders çıkarmaya çalışayım ki? Palyatif toplumun bir parçasıyım, evet ve halimden gayet memnunum.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,345 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İki Evlilik/İki Çift
Puan vermedi·1062 syf.·
2019 54. kitabı
Dürtülerinin emrinde, bencil, ilgi budalası, hayattan beklentisinin ne olduğunu bilmeyen, anne olmaması gerekirken anne olmuş “zavallı” bir kadınla (Anna) evlenmemesi gerekirken evlenmiş idealist bir adamın (Levin) öyküsüdür bu kitap. Kitabı yalnızca aşk, ihanet konularına indirgemek hata olur. Aynı zamanda dönemin Rus toplumunun yaşam tarzı ve ekonomik koşulları, bunlar üzerine sorgulamalar, aile yaşantısı, çocuk yetiştirme anlayışı, halk tabakasının eğitimi, tarım, savaş, kölelik, dini kabuller ve bunların eleştirisi (özellikle Levin tarafından) gibi konular da yer almaktadır. İtiraflarım’a benzer biçimde Tolstoy, kitap boyunca Levin’in ağzından, kendi hayatı anlamlandırma çabasını yansıtır. Tıpkı İtiraflarım’da olduğu gibi kitabın sonunda hayatın anlamını bulduğuna, insanın ne ile yaşadığı sonucuna varır. Elbette bunun yanıtı ona göre salt inançtır. Kitabın başında bir yerde mantığa dayanan evliliklerin mutluluk getirdiğinden söz ediliyordu. Bana göre Levin ve Kiti’nin evliliği bu türe örnektir. Evlenmeleri gerektiğine inandıkları için bunu yaptılar. Ortada büyük bir aşk olduğunu söylemek güç. Levin zaman zaman evlilikle ilgili angaryaları gereksiz bulsa da eşine saygı duyar ve evli olmaktan mutludur. Anna’yı o acı sona kadar güçlü bir kadın sanıyordum. Kocasını ve çocuğunu gözünü kırpmadan geride bıraktı, Vronski ile huzur ve refah içinde, Doli’nin görünce kendisine imrendiği bir hayatı vardı. Ne yazık ki saplantı dolu duygularının esiri oldu ve kendini bu yolda harcadı. Oysa Vronski’den sonra erkekler üzerindeki gücünün farkına varmış, kendini sevmeye -çok sevmeye- başlamış, toplumun dayattığı tüm normlara rağmen yasak aşkıyla dimdik durabilmeyi başarmıştı. Kitapta en çok Anna’nın oğlu Seryoşa için üzüldüm. Kadınlara anne olduktan sonra yüklenen kutsiyet
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Ahlak Nedir, Ne Değildir?
10/10
·480 syf.·
2022 22. kitabı
Ulrich’in babasının ölüm haberiyle son bulan 2. ciltten sonra bu kitap, cenaze merasimi için babalarının evinde bir araya gelen kardeşlerin (Ulrich ve Agathe) karşılaşması ile başlar. Daha önceden alışık olduğumuz uzun uzadıya süren diyaloglar ve Paralel Faaliyet toplantıları ile devam eder. -Bu kısımdan sonrası spoiler içerebilir.- Kardeşi ile uzun zamandır görüşmemiş, onu pek tanımayan Ulrich, aralarında bir soğukluk olacağına inanırken olaylar hiç umduğu gibi gelişmez. Hatta fazlası olur ve aralarında ensest bir gerilim başlar. Kitap boyunca neredeyse ikilinin tüm sohbetlerinde defalarca kez “ahlak” üzerine konuşulur, Ulrich her seferinde ahlakın farklı bir tanımını yapar. (Yaşananlar ile bu yaşantılar esnasındaki diyalogların konuları tam bir tezat oluşturmaktadır.) Kardeşi onun görüşlerine katılır ancak Ulrich gibi eğitim görmemiş, başından iki evlilik geçmiş ve kendisinin de kabul ettiği gibi Ulrich’e göre daha cahil ve eblehtir. Bu gibi farklılıklarına rağmen benzer değerlere inanmaları ve karakterleri itibarıyla birbirlerine benzerler. Bu benzerlik onları da şaşırtır ve bir süre sonra birbirlerini “siyam ikizi” olduklarına ikna ederler. İlk ciltten beri tanıdığımız karakterlerle de yine karşı karşıyayız: General Stumm, Kont Leinsdorf, Walter, Clarisse, Bonadea, Diotima, Tuzzi ve diğerleri. 1. ve 2. kitapta olduğu gibi burada da yer yer gülümseten ironiler vardı elbette. Mesela Diotima’nın ilk iki kitap boyunca kendini siyasete ve vatanseverliğe adamış hallerinden sonra burada seks ilmine merak sarıp bunun dışında kalan ne varsa boşlaması gibi… Ya da kitap boyunca paralel faaliyetin artık harekete geçeceğinden, “büyük bir olayın” yaklaştığından söz edilip o hareket neymiş bir türlü öğrenemememiz… Yine bir şeyler olacak gibidir ama olamamıştır. Velhasıl
Niteliksiz Adam 3Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018241 okunma
Sevme Sanatı
Puan vermedi·200 syf.·
2022 14. kitabı
Yine bir “ne umdum ne buldum” kitabıyla karşı karşıyayız. Oysa yalnızca kitabın isminden yola çıkarak bunun kişisel gelişimvarî olduğunu anlayabilmeliydim. Yazarın Freud ile aynı görüşe sahip bir psikolog olması beni kitabı okumam için ikna etmişti. Gel gör ki kitap, sevgi gibi soyut bir kavrama gayet somut direktiflerle ulaşılabileceğini savunuyor. Böylesine subjektif bir kavramım öğrenilmesi, herkeste aynı formülle sevme eylemine ulaşılması imkansızdır bana göre. Ayrıca kitabın bir yerinde (s. 54) yazar kadın-erkek kutuplaşmasının yaratıcılığın yanında sevgiyi doğurduğunu ancak eşcinsel ilişkilerde bu kutuplaşma var olmadığı için eşcinsel bireyin ayrı olma acısıyla kıvrandığından söz ediyor. Sanki sevgi yalnızca heteroseksüel ilişkilerde mümkün bir şeymiş gibi?! Bunun dışında yazar sevmenin “almak”la değil, “vermek”le mümkün olduğunu ve “verme”yi gerektirmeyen, karşılık beklemeyen tek sevginin anne sevgisi olduğunu söylüyor. Annenin narsist ya da özgeci olması ise bireyin kişiliğini oluşturan etmenlerden biri. Baba sevgisini anne sevgisi ile kıyaslıyor ve babanın sevgisinin koşullara bağlı olduğunu ancak babanın ideallerine uygun davranışlar sergileyen çocuğu seveceğini iddia ediyor. Hakeza mülkiyet kavramıyla birlikte gelişen ataerkil düzene geçişle birlikte babanın hükmünü sürdürecek evlat, onun en sevdiği, başka bir deyişle babanın yapmasını istediği eylemleri en çok gerçekleştirenidir. Yazar tanrı sevgisinin başlangıçta koruyup kollayan, besleyen doğa ve toprak ile iç içe geçmiş olduğunu yani anne sevgisine eşdeğerken zamanla tanrının ibadet ve kulluk edilmesi arzularından dolayı baba sevgisine evrildiğini söylüyor. Kendisi tanrıya inanmamasına rağmen inancın önemini vurguluyor ve sevme sanatının nasıl bir disiplinle mümkün olacağını açıklarken ilk koşul olarak
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
1/10
·140 syf.·
2021 23. kitabı
Böyle kötü bir çeviri olamaz! 140 sayfalık kitabı okuyabilmek işkenceye dönüştü. Anladık çevirmen işini iyi yapamamış, Türkçe cümle kuruluşuna hakim değil. Bu kitabın editörü ne işe yarıyor? Kitap yayına çıkmadan evvel hiç mi okuma gereği duymadınız? Türkçesi dururken modası geçmiş Arapça kökenli kelimeler kullanınca iyi çeviri yapmış olmuyorsunuz. Sadece kelimeleri çevirip, cümle kurmadan öylece bırakmak Google translate sayesinde bizim de yapabildiğimiz bir şey zaten. Yeterince içimi döktükten sonra kitabı Olimpos Yayınevi’nden okuyacaklara şimdiden sabır diliyorum.
Kitle PsikolojisiSigmund Freud · Olimpos Yayınları · 20194,186 okunma