Eğer hayattan zevk alma yeteneğinizi her gün ve sürekli olarak yükseltirseniz, o zaman pek çok insanın hayal bile edemeyeceği bir zenginlik düzeyine ulaşırsınız.
Yeni deneyimlerin değişiklik yaratması, ancak inançlarımızı sorgulamamıza yol açarlarsa mümkündür. Ne zaman bir şeye inansak, artık o inandığımız şeyi bir daha sorgulamayız. İnançlarımızı dürüstçe sorgulamaya başladığımız anda, artık o konuda o kadar emin olamayız.
Bütün kişisel atılımlar, inançlarda bir değişiklikle başlar. O halde nasıl değişeceğiz? Bunun en etkili yolu, beynimizi harekete geçirip eski inanca çok büyük acılar bağlamaktır. Ondan sonra da yeni, güçlendirici bir inanç benimseme fikrine çok büyük zevkler bağlamanız gerekir. Ne yaparsak, ya acıdan kaçmak, ya da zevke kavuşmak için yaparız. Eğer bir şeye yeterince acı bağlarsak, mutlaka değişiriz. Bir konuda bir inanca sahip olmamızın tek nedeni, ona inanmamaya büyük acılar bağlamış oluşumuz, ya da o inancı ayakta tutmaya büyük zevkler başlamış oluşumuzdur.
İnsanlar bir şeyi yeterince canlı biçimde hayal ettiklerinde, gerçek deneyimden algılamış kadar başarılı olabilmektedirler. Bunun nedeni, beynimizin gerçekten olmuş bir şeyle, bizim canlı biçimde hayalimizde yarattığımız bir şey arasındaki farkı ayırt edememesidir. Yeterli duygusal yoğunluk ve tekrarlarla, sinir sistemimiz bir şeyi gerçek olarak algılar, o şey henüz olmamışsa bile.