Özlü bir vatan ve milliyet anlayışına; Türklüğe, istik-lâl, Türke hürriyet, içtimaî ve iktisadî refah ve adalet idea-line dayanan, şuurlu milliyetçilikleri, imansız telkinlerle Irkçılık-Turancılık şekline sokturulan Türkçüler; "Şeyh Sait isyanı müsebbiplerine, bolşeviklik maz-nunlarına ve hattâ mahpuslarına yapılmamış olan" en ağır işkenceler ve en bayağı muameleler, haklarında reva görülen Türkçüler; Mütemadiyen aleyhlerinde sövülüp sayılırken, tek kelime ile nefislerini müdafaa imkânı verilmeyerek, gazab-ı ilâhî ile yarışmak isteyen fänilerin hışmına uğra-mış zavallılar derecesine düşürtülerek, her şeyden üstün bildikleri izzetinefisteriyle oynanmak istenen Türkçüler; seleflerinin yiğitlik ve celâdet meziyetlerine bihakkın vâris bulunan şanlı Türk Ordusunun kahraman mümes-sillerinden teşekkül eden Askerî Örfi mahkeme tarafın-dan, aleyhlerindeki isnatların hiçbiri varit görülmeyerek, toptan beraat ettirildiler.
Sayfa 30 - 31 Türk Milleti'ne Açık Mektup, Kürşad 1947·Kitabı okuyor
Böyle bir idea olmasaydı yaşamaya, insan olmaya değer miydi?
Tıpkı âşık gibi dost da duyguları için mükafat beklemez. Karşı görev talep etmez, dost olarak seçtiği insanı görür ama bir yamılsamanın ışığında değil, onun hatalarını görür ve onu kabul eder: butün sonuçlarıyla birlikte. İdea budur.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Reklam
they have no idea what it is like to lose home at the risk of never finding home again to have your entire life split between two lands and become the bridge between two countries
Sayfa 120·Kitabı okudu
Pietism arose as a reaction to this ossification of the Reformation. Just as Jansenism opposed the cheap grace of the French Jesuits, so the Pietists challenged the nominal faith of German Lutheranism. The aims of the Pietists were twofold: First, they stressed the importance of personal faith. They left behind all dreams of Catholic Christendom and Puritan commonwealths. They believed that Christianity starts with the individual. So for the first time in Christian history, the idea of conversions of baptized Christians (as well as pagans) came to prominence. Second, the Pietists wanted to shift the center of the Christian life from the state churches, in which a person was born and brought up, to intimate fellowships of those who had a living faith in God. Revitalized laypeople from these centers were expected to spread the Word of God through all classes of men and women.
This sudden access to the mysteries of the universe seemed to magnify the role of human reason. If the universe is a smooth-running machine with all its parts coordinated by one grand design, then we only have to think clearly to find life’s meaning and true happiness. This fundamental idea, that we have the ability to find the truth by the use of our senses and reason, gave rise to the label Age of Reason.
İnsanlar arasında oluştuğuna şahit olduğum bütün duygudaşlıklar sonunda kibir ve egoizm bataklığında boğuldu. Yoldaşlık ve arkadaşlık zaman zaman dostluk gibi görünür. Ortak ilgi alanları insanlar arasında dostluğa benzer durumlar yaratabilir. Ayrıca insanlar yalnızlıktan kaçmak için de kendilerini onlara bir süre dostluğun çeşitlemeleri gibi görünen ama sonradan pişman oldukları samimiyetlere kaptırabilirler. Tabii ki gerçek bunların hiçbiri değildir. Dostluk daha ziyade -babam böyle bakardı- bir görev olarak tasavvur edilir. Tıpkı âşık gibi dost da duyguları için mükafat beklemez. Karşı görev talep etmez, dost olarak seçtiği insanı görür ama bir yanılsamanın ışığında değil, onun hatalarını görür ve onu kabul eder; bütün sonuçlarıyla birlikte. İdea budur. Böyle bir idea olmasaydı yaşamaya, insan olmaya değer miydi?
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam