“Benim burada ne işim var?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlar ki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldu mu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek ben miyim?
Daha önce hiç içimde tüm kuralları çiğneme isteği uyandıran biriyle tanışmamıştım. Ama Shane bana Chevy’sinin sürücü koltuğundan bakarken onun için yapamayacağım çok az şey olduğunu düşünüyordum.
Yirmi sekiz yaşında olmama rağmen daha genç gösteriyordum. Oysa kendimi çok daha yaşlı hissettiğimi söyleyebilirdim.
Üniversite öğrencisi gibi görünsem de kendimi elli yaşında hissediyordum. Hayatımın özeti buydu.