ÇİRKİN AMERİKALI
Bu kitap tek bir hikâye anlatmamakta aslında parçalı, kesik kesik ilerlemekte. Asya’da, Amerika adına görev yapan insanların hayatlarına girip çıkmakta.
Diplomatlar, askerler, uzmanlar, idealistler… Hepsinin ortak noktası şu: Bir yere “yardım etmeye” gitmiş olmaları. Ama orada yaşayanları neredeyse hiç tanımamaları.
Okudukça şunu anlamaktasın... Masalarda çok akıllıca planlar yapılmakta ve sahada ise kimse kimseyi gerçekten duymamakta. Dil bilinmemekte, kültür umursanmamakta , insanlar istatistiğe dönüşmekte.
İyi niyet var ama temas yok. Kitap tam da bu kopukluğu anlatmakta aslında büyük hataların nasıl küçük bir kibirle başladığını.
En çarpıcı tarafı, kimsenin kötü olarak çizilmemesi. Herkes kendi açısından haklı. Herkes “doğru olanı” yaptığını düşünmekte.Ama sonuç değişmemekte
İyi niyet, üstünlük duygusuyla birleşince bir tür çirkinliğe dönüşmekte... Ve bu çirkinlik bağırmamakta slogan attırmamakta sakin, düzgün cümlelerle ilerlemekte.
Bir süre sonra Amerika’yı okumayı bırakıyorsunuz aslında.
Gücü olan herkesin hikâyesi bu olmakta çünkü
“Biz sizin için buradayız” diyen her ses biraz tanıdık gelmekte.
Kitabı bitirdiğimde ise aklımda bir kahraman kalmadı aslında
Sadece şu rahatsız edici soru kaldı?..
Bir yere yardım etmeye gittiğinde, gerçekten orada mısın… yoksa sadece kendi doğrularını mı götürmektesin?
Sessiz, parçalı ama çok net.
İnsanı dünyadan çok kendine baktıran kitaplardan.
Oldukça sevdim okuyun derim
KİTAPLA VE SANATLA kalın