idealistokur2019

idealistokur2019
@idealist7
Puan vermedi
BUNA CAN DAYANIR MI? Okurken insanın içini hafif hafif saran, adını koyamadığınız bir duygu olur ya… “Buna Can Dayanır mı?” bende tam olarak bunu yaptı. Sayfalar da ilerledikçe fark ettiğm anlatılan şeyler ağır olduğu için değil, fazla tanıdık olduğu için yormakta. Metin Baltacı bu kitapta daha çok insanın iç dünyasına eğilmekte bana göre . Büyük trajedilerden çok, hayatın sessiz yıpratmalarını anlatmakta . Biriken kırgınlıklar, ertelenen cümleler, söylenmeyen itirazlar… Karakterler çoğu zaman bir şey “yaşamak”tan çok, yaşadıklarına katlanmakta Ve kitap tam da bu noktada insanı yakalamakta Hikâyede bir duygu var.. sıkışmışlık Kimi zaman bir aile içinde, kimi zaman bir ilişkide, kimi zaman da insanın kendi zihninde. Kimse tam olarak kötü değil, kimse tam olarak iyi de değil. Herkes biraz eksik, biraz yorgun, biraz da suskun. Yazar bu gri alanları çok iyi yakalamış. Okurdan taraf tutmasını istememekte, sadece bakmasını istemekte. Dilin sadeliği özellikle dikkat çekici. Cümleler kısa ama etkisi uzun. ı hikâyede bazen tek bir sahne, insanın zihninde defalarca dönüp durmakta Çünkü o sahnede kendi hayatından bir an bulmaktasın. Kitap “şunu hissetmelisin” dememekte ; sen zaten hissetmektesin... Benim için kitabın en güçlü yanı, “dayanmak” kavramını sorgulatması oldu. Dayanmak gerçekten bir erdem mi, yoksa bazen sadece alışkanlık mı? İnsan ne zaman güçlü olur, ne zaman kendinden vazgeçmiş sayılır? Kitap bu soruları açık açık sormamakta belki ama bunu aralarına serpiştirnekte. Bu kitap hızlı tüketilecek bir kitap değil. Sessiz bir zamanda, acele etmeden okunmalı. sonra durup biraz düşünmek gerekmekte . Çünkü hemen geçersen, altındaki duyguyu kaçırma ihtimalin var. Bende bıraktığı his... Hayat çoğu zaman bağırarak değil, usul usul yormakta insanı. Ve bazen
Buna Can Dayanır mı?Metehan Baltacı · Çıra Yayınları · 202547 okunma
Reklam
Puan vermedi
DUBARA DUBARA ​Yazar'ın, Dubara Dubara'sına ba/yıl/dımmm! Bu, tam anlamıyla kapaktaki "Mizahı ince, derdi büyük bir hikâye" tanımının karşılığı bana göre Kitabın kapak tasarımı bile o absürt ruhu çok güzel yansıtmakta. Başta sadece komik bir gençlik romanı bekliyordum ama okudukça katman katman açılan, günümüzün en yakıcı sorunlarına dokunan zekice bir eleştiriyle karşılaştım doğrusu ​Hikayenin merkezinde, yepyeni hayallerle üniversiteye başlayan, cüzdanı ince ama gönlü geniş Dipsiz Deniz var. En sadık dostu Salih ile birlikte İstanbul'da kendilerine bir köşe arayışları, yani meşhur barınma krizi... O kadar gerçekçi ve içten anlatılmış ki, o sıkışmışlığı resmen hissettim. Öğrenciye ev bulmanın, hele ki uygun fiyatlısını bulmanın imkansızlığı, bizi tam bir komedi dram sarmalına sokmakta. ​Ve o kritik an. Nihayet buldukları evin kuralı "Sadece evli çiftler oturabilir." İşte burada Dubara başlamakta! Deniz ve Salih'in bir çatı bulmak uğruna kurduğu o sahte evlilik planları, uydurdukları nişan senaryoları ve türlü 'dubara'lar... Okurken bir yandan kahkahalarla güldüm, bir yandan da gençlerin temel bir hak olan barınma için ne gibi zoraki maskeler takmak zorunda kaldığını görüp üzüldüm. ​Yazar, bu mizahi çatının altında toplumsal eşitsizliği, yoksulluğu ve sisteme tutunmaya çalışan 'dini bütün Z kuşağı'nın çaresizliğini çok etkileyici bir dille eleştirmekte... Kitapta geçen o fantastik ve ironik detaylar (Hayalet Oraletler, Gaflet Gofretleri, Atkuyruklu Emlakçı) hikayeye inanılmaz bir özgünlük katmış, adeta Türkiye'nin absürt gerçekliğini hicv etmekte. Akıcı kurgusu sayesinde bir solukta bitti. ​Eğer hem doyasıya gülmek hem de gülümserken 'gerçekten ne kadar zor bir hayat yaşıyoruz' diye düşündüren, zeki ve samimi bir kitap arıyorsanız, Dubara Dubara kesinlikle
Dubara DubaraRukiye T. Ersoy · Maruzat Yayınları · 202547 okunma
Puan vermedi
ŞİŞEDEKİ GEMİ Bu kitabı okurken sanki biri geçmişimin tozlu raflarını sessizce açtı... Öyle tanıdık izler vardı ki... Şişedeki Gemi’de anlatılanlar yalnızca bir ailenin değil, hepimizin hikâyesi gibi. Yazar,, öyle bir dil kurmuş ki, sayfalar ilerledikçe kelimeler değil duygular konuşmakta adeta. Bir anne, bir kız... Aralarındaki görünmeyen mesafeler Ve o mesafelerin ardına saklanmış yılların sessizliği. Damla’nın annesinin hastalığıyla başlayan yolculuğu, aslında bir yüzleşme hikâyesi. Bir teşhisten çok daha fazlası; bir kadının hem geçmişiyle hem kendiyle hesaplaşması. Her cümlede biraz kırılmakta biraz da iyileşmekte insan. Bazen bir bakışta, bazen bir suskunlukta o kadar çok şey gizli ki, yazar hiçbirini zorlamamakta sadece usulca anlatmakta Okudukça düşünmemek elde degil açıkçası Biz de bazen kendi içimizde bir şişedeki gemi gibi yaşamıyor muyuz zaten bir düşünün Dışarıdan sakin görünürüz, ama içimizde kopan fırtınaları kimse bilmez. Camın ardında sessizce duran o gemi, aslında içimizde hapsolmuş kelimeler gibidir aslında. Kırılmadan denize açılamamakta ama o kırılma da bir kurtuluş bazen.
Şişedeki GemiMurat Özsan · Alakarga Yayınları · 202527 okunma
Puan vermedi
ORADA DEĞİLDİM Hiçbir şey olmamış gibi yaşayıp giderken, bir kitap çıkar karşına ve seni susturur. “Orada Değildim” tam da öyle geldi bana. Sessiz ama içe işleyen bir hikâye. Nail’in yaşadığı o uzaklık, çaresizlik, geç kalmışlık hissi... o kadar tanıdık ki. Hakkâri’de askerlik yapan Nail’in annesinin ölüm haberini alışını okurken içim sıkıştı. Sanki sayfalar arasında bir soğukluk vardı; kar, sessizlik ve insanın hiçbir şey yapamamanın ağırlığı. O kadar uzakta, o kadar yalnız ki… “Orada değildim” cümlesi bir kez geçiyor ama tüm kitap boyunca yankılanıyor. İstanbul’a dönüyor, ama o dönüş bir varış değil. Her şey değişmiş. İnsanlar, evler, kelimeler. Ve en çok da kendisi. Annesine sarılamamış bir oğulun omzunda bir dünya yük. Okudukça anlıyorsun; bazı şeylerin telafisi yok. Hayat devam ediyor ama içinde bir parça hep eksik kalıyor. Fatih Turanlı hiçbir duyguyu büyütmeden, abartmadan anlatmış. O yüzden bu kadar etkileyici. Sade bir dille yazılmış ama her kelimenin altında bir sızı var. Nail’in hikâyesinde kendimi buldum. Hepimizin hayatında birine geç kaldığımız, bir şeyleri söyleyemediğimiz anlar yok mu zaten? Bu kitap bana sessizliği öğretti. Susmanın da bir dili varmış meğer. Bazı acılar bağırmaz, sadece içinden geçilir. “Orada değildim” aslında hepimizin içinden geçen o cümle… Kimi acılar bağırmaz, sadece içinden geçilir. O cümleye bir uğrayın kendiniz ile yüzleşin ve Okuyun derim KİTAPLA VE SANATLA kalın
Orada DeğildimFatih Turanlı · Alakarga Sanat Yayınları · 202419 okunma
Puan vermedi
BİR DELİ SERÇE Daha ilk sayfalarından itibaren beni içine alan bir kitap oldu. Yazar'ın dili sade lakin öyle derin ki, cümleler sanki bir roman değil de bir ruhun iç sesi gibi akmakta. Kitabı okurken sadece bir hikâye değil, bir yaşamın ağırlığını, bir kadının suskunluğunu, bir insanın kendiyle mücadelesini hissettim. Yasemin, bu hikâyenin kalbi. Dışarıdan bakıldığında sıradan, sessiz, sakin bir kadın gibi… ama içi dolu bir dünya, bir fırtına. Onu “deli” yapan şey aslında çok fazla hissetmesi, çok fazla düşünmesi, fazla derin bir kalbe sahip olması. Yazar, Yasemin’in iç çatışmalarını öyle incelikle yazmış ki, her duygusu bir aynaya dönüşmekte. Okurken bazen sustum, bazen içimden konuşmaya devam ettim. Çünkü o satırlarda kendi kırık yerlerimi de buldum adeta. Mehmet’in varlığı ise hikâyeye başka bir soluk getirmekte.Bir yandan gerçek, bir yandan hayal gibi İkisinin kesiştiği yerde bir aşk değil, bir tür tanıma hali var. İnsanın kendini bir başkasının gözlerinde görme, bazen de kaybetme hali. Yazar, burada sadece bir ilişkiden değil, insanın kendiyle hesaplaşmasından söz etmekte. Ve tabii İstanbul… Bu kitapta şehir bir arka plan değil, üçüncü bir karakter gibi. Sokakları, rüzgârı, tramvay sesiyle birlikte hikâyeye karışmakta. Yasemin’in iç dünyasıyla şehrin gürültüsü birbirine dokunmakta O kadar tanıdık ki, okurken sanki kendi yaşadığın bir sokağın sesini duymaktasın Bu kitap, sadece bir roman değil, bir iç yolculuk aslında. Bir kadının dünyaya, topluma, susmaya ve hayatta kalmaya karşı verdiği sessiz bir direniş. Deli denen bir kadının ne kadar güçlü, ne kadar diri, ne kadar gerçek olabileceğini anlatmakta.Her sayfası kırılgan ama aynı zamanda direnç dolu. Kitabı bitirdiğimde uzun süre sessiz kaldım. Çünkü kitabın içinden hemen
Bir Deli SerçeHanife Hekim · Maruzat Yayınları · 2024147 okunma
Reklam