idealistokur2019

idealistokur2019
@idealist7
Puan vermedi
KLYTAİMESTRA Kadınlar...Kadınlar...Kadınlar... Tipik bir düşünce biçimi yüzyıllardır süregelen ve hala devam eden Tarih boyunca ya unutulmuş ya da “günah” diye damgalanmış… İşte İthaki’den çıkan Klytaimestra, bana o klişelerin arkasında bambaşka bir yüz gösterdi. Klytaimestra’yı sadece “kocasını öldüren kadın” diye değil; bir anne, bir kraliçe... Bedeni ve sözü üzerinde hakkı olan bir insan olarak okudum. Sayfaları çevirirken hem bir annenin kaybına dokundum, hem de bir kadının iktidarla, adaletle, intikamla nasıl hesaplaştığını gördüm. Saray entrikaları, kehanetler, tanrıların sessizliği… Ama en çok da bir kadının kendi sesiyle ayağa kalkışı. En sevdiğim yanı, onu ne kahraman ne de şeytan yapmaması...aksine kanlı canlı, hatalarıyla, zekâsıyla, öfkesiyle yazması. Bayıldım doğrusu Mitoloji kitaplarında çoğu zaman erkekler ön plandayken, burada bir kadının sesi bütün gürültünün üstünden gelmekte. Klytaimestra’nın öfkesi sadece intikam için değil; hayatta kalmak, kendi sözünü duyurmak ve adaleti yeniden kurmak içindi benim düşüncelerime göre Kitabı kapattığımda içimden şunu geçirdim. Bazen hayatta kalmak, sevilmekten çok nefret edilmeyi göze almak demek... Klytaimestra da tam olarak bunu yapmakta
KlytaimestraCostanza Casati · İthaki Yayınları · 2025155 okunma
Reklam
YENİŞEHİR 'DE BİR KAVAK AĞACI
Puan vermedi
YENİŞEHİR 'DE BİR KAVAK AĞACI Okuru duraksatmayan bir öykü kitabı...Açıkçası Okuru özenle seçilmiş imgeler ve çarpıcı gerçeklikle karşı karşıya bırakmakta bu kitap. Dili sade ama yoğun Her cümle minimalist bir resim gibi, geriye bırakacağı etkisiyle “az daha fazlası” hissi yarattı ben de... Kitap boyunca kendinizi sıradan bir yaz günü akşamüstünde konuşulan ama hiçbir zaman söylenmeyen cümlelerin ortasında buluyorsunuz. Yazarın içe dönük bakışı, karakterlerin ezeli yalnızlıklarında da aydınlık bir yan yakalıyor. gerçekliğin içine gizlenmiş umutları açığa çıkarıyor. Her öykü hızlıca ilerlerken, etkisi kalpte gecikmeli yankılanıyor; adeta içeride defalarca çarpan bir kalbin sesi gibi. Alakarga’nın öykü seçkisi, anlatının ritmini ve kitabın dokusunu özenle vurguluyor doğrusu...iyi biçimde tasarlanmış; kapağı çevirdiğiniz anda sayfaları hırpalamadan sizi içine çekiyor. İçinde kendinizden parçalar bulacağınız, sessiz ama güçlü bir okuma isterseniz mutlaka okuyun derim.. Belki Yenişehir 'de o kavak ağacına kulağımızda "kavaklar" şarkısı ile biz de rast geliriz..Kim bilebilir ki... KİTAPLA VE SANATLA kalın
Yenişehir'de Bir Kavak AğacıMurat Özsan · Alakarga Sanat Yayınları · 202527 okunma
SARI YÜZ
Puan vermedi
okurken yüzünüze bir tokat gibi inen kitaplardan biri...Gözümü kırpmadan okudum ama içimde sanki sürekli biri beni dürttü. Çünkü bu kitap yalnızca bir yazarın başarıya giden yoldaki karanlıklarını anlatmıyor; aynı zamanda edebiyat dünyasının, kimlik, ırk, temsil ve ikiyüzlülükle ne kadar kirli sularda yüzdüğünü de gösteriyor. Baş karakterimiz June Hayward, pek de tanınmayan, sıradan beyaz bir yazar. Bir gün, edebiyat dünyasında çok ses getiren, Asyalı-Amerikalı yazar arkadaşı Athena Liu’nun trajik ölümüne tanıklık ediyor ve onun henüz yayımlanmamış el yazmasını "çaktırmadan" sahipleniyor. Ve sonra işler… hızla kararıyor. June, Athena'nın eserini kendi adıyla yayınlıyor. Kitap başarıdan başarıya koşarken, June’un vicdanı ve kimliği yavaşça çözülmeye başlıyor. Ama bu sadece bir edebi hırsızlık hikâyesi değil. Sarı Yüz, bir yazarın “başarı”ya ulaşmak için neyi, kimi feda edebileceğini sorgularken; sistemin neden bazı sesleri öne çıkardığını, bazılarını ise görünmez kıldığını da çok güçlü bir dille sorguluyor. R.F. Kuang, kalemini adeta bir neşter gibi kullanıyor. Mizahi ama aynı zamanda rahatsız edici. Gerçek ama o kadar da kurgu. Ve insan kendini şu sorularla baş başa buluyor: Temsil ne zaman samimi, ne zaman sahte olur? Kültürel kimlik, başka biri tarafından “ödünç alınabilir” mi? Başarı, hak ederek mi gelir, yoksa doğru zamanda doğru kimlikte olmak mı yeterlidir? Bir kitabın sayfaları bu kadar sert, bu kadar dobra ve bu kadar içimizi kazıyarak ilerler mi… işte ben bunu Sarı Yüz’le anladım. Her satırında diken üstünde hissettiren, okuru rahat bırakmayan bir anlatı. Son olarak şunu söyleyeyim: Bu kitap sadece bir kurgu değil, bir yüzleşme. Hem kendimizle hem de okuduğumuz yazarlarla, hikâyelerle, sistemle… Hani bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bile
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
HEY !SEN BIR MUCİZESİN
Puan vermedi
Hayatın içinde savrulurken bazen durup "Ben ne yapıyorum?" "Gerçekten yaşıyor muyum yoksa sadece gün mü geçiriyorum?" diye sorduğumuz anlar olur ya hani?.. "Hey Sen Bir Mucizesin" tam da o anlarda elinizden tutan bir kitap. Yazar, bu kitabında sadece kelimelerle değil, kalbiyle konuşuyor adeta... Kitap bir kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında çok daha fazlası. hem hayatın içinden gerçek hikâyeler var hem de kendi iç sesinle karşılaşacağın derin sorular... Kendine dair unuttuğun, bastırdığın ne varsa yavaş yavaş gün yüzüne çıkayor bu sayfaların arasında. Kimi zaman bir cümleyle durup düşünüyorsun, kimi zaman gözlerin doluyor.. çünkü seni anlatıyor… En çok da şunu söylüyor kitap: “Sen özelsin, değerlisin ve bu dünyaya boşuna gelmedin.” İnsan bunu duymayı bazen çok erteliyor ama ihtiyaç da duyuyor aslında...Ve bu kitap tam zamanında gelen bir dost gibi hissettirdi bana Eğer bir süredir yönünü kaybetmiş, kendini unutmuş ya da iç sesini bastırmış hissediyorsan, Bu kitap, içindeki mucizeyi yeniden hatırlatabilir. Okurken kendime, geçmişime, korkularıma ve en çok da umutlarıma döndüm. Ve sanırım en çok da buna ihtiyacım vardı. Aslında hepimizin içinde bir yerlerde unuttuğu o en saf, en umut dolu sesi yeniden duymamıza yardımcı olmakta bu kitap... içten bir anlatımla kaleHEY SEN BİR MUCİZESİN Hayatın içinde savrulurken bazen durup "Ben ne yapıyorum?" "Gerçekten yaşıyor muyum yoksa sadece gün mü geçiriyorum?" diye sorduğumuz anlar olur ya hani?.. "Hey Sen Bir Mucizesin" tam da o anlarda elinizden tutan bir kitap.
Hey! Sen Bir MucizesinRecep Özer · Mucize Yayınevi · 0300 okunma
Iki meltem arasında
Puan vermedi
İKİ MELTEM ARASINDA Uzun bir zaman diliminden sonra... Tekrardan bu platformda olmak...Ama kitaplardan asla kopmadan yine kapının arasından sıyrılıp gelivermek... Geçen zaman diliminde bir çok kitapla buluşurken içinden sesizce çıktığım bir kitaptan bahsetmeye geldim siz kitap severlere... Hani hep yazarım ya.... Bazı kitaplar seni içine çekmek için bağırmaz, usulca kapısını aralar diye.... İki Meltem Arasında da tam olarak böyle bir kitap. Gürültüsüz, gösterişsiz ama etkisi uzun süre zihinde kalan türden… Yazar,, insan ruhunun kıyılarını dolaşan sakin ama derin bir hikâyeyle çıkmış karşımıza... İki farklı coğrafya, iki farklı zaman dilimi ve iki meltem arasında kalan bir adamın içsel yolculuğuna tanık oluyoruz bu kitapta... Biri geçmişten esiyor; çocukluğun, özlemlerin ve tamamlanmamış hikâyelerin kokusunu getiriyor. Diğeri bugünden; kabullenişlerin, suskunlukların ve büyümenin rüzgârını taşıyor. Ve biz, bu iki rüzgârın ortasında insanın kendiyle yüzleşmesine tanıklık ediyoruz. belirtmeliyim ki; Bu kitabı okurken en çok şunu hissettim... Hayat bazen büyük kırılmalarla değil, küçük esintilerle değişiyor. Ve o esintilerin taşıdığı duygu, sayfalara öyle sahici yansımış ki, bir yerden sonra karakterin hikâyesi senin hikâyene değiyor. Edebiyatın kalabalıktan uzak, yalın ama derin tarafını sevenler için kıymetli bir keşif İki Meltem Arasında.
İki Meltem ArasındaMehmet Veysi Boran · Everest Yayınları · 2024151 okunma