Mutfakta bulaşık yıkıyormuş, bir anda düşmüş.Babam.nerede diye sorabilir Nail. Konuşacak durumda değilmiş. Nasıl yani ağlıyor mu?Babası ağlayabiliyor mu?Hemde annesine...
Babasını düşünüyor, ağlarken hiç görmedi onu ,ağlamıyordur belki de. Olayın şokuyla konuşmak istememiştir. Kendisi ne hissediyor peki? O da ağlamalı mı?Saçmalık, kışlada ağlanır mı hiç!Çocuk mu?
Elinde iki metal bardakla geliyor Berken,içlerinde tencerede demlenmiş ,kepçeyle doldurulmuş şekerli çay.İcmese ayıp mı olur?Bir yudum alıyor, ekşiyor yüzü, berbat,soğumuş da üstelik. Annesi olsa imamın abdest suyu derdi.
Bir köye giriyorlar. Çocuklar var yolda ,konvoyu görünce duruyor oyunları. En son ne zaman çocuk görmüştü.
Led Zeppelin,kendi hediyesi çok zaman oldu alalı, lisedeydiler sanki.Açıyor kutuyu ,içi boş radyo değilmiş demek kontak açıldığında çalan.Azcık dinleseler?Olur mu canım öyle sey ,annesi öldü ,dün.
Karakterimiz Nail mühendislik eğitimini yarıda bırakıp vatani görevini yapmak için Hakkari 'ye gider.Tezkeresine üç hafta kala annesinin ani ölümü ile dünyası iyice başına yıkılır. Komutanların izin vermesi ile İstanbul'a gelir ama cenazeye yetişemez. Annesini sonkez görememenin burukluğu ile geri Hakkari'ye döner. Askerlik biter ve bir zamanlar annesinin kokusu olan evleri artık ölüm kokuyordur. Nail'in babası ile arası çok yoktur. Sürekli didişme halinde olan baba oğlunun birbirinden başka kimsesi yoktur.Bir inşaat şirketinde ise giren Nail'in babası ile arası düzelir. Çalıştığı inşaatta çok sevdiği Hamza ustası vardır. Üç ay olmuştur bu işe gireli .Birgün şirketten inşaata dönerken çalıştığı şantiyede bir kaza olur.Bu kazada canından çok sevdiği Hamza ustası vefat etmiştir.
Firma Nail'den yalancı şahitlik yapmasını ister bunun karşılığında altına araba ve görevde