Rozalya ana yanlışlıkla aldığım bir kitap. Yazarın adını birkaç yerden duymus ve farklı yazarlarla tanışmak adına okumak istemiştim. Ancak görüyorum ki tanismasak da olurmuş :(
Benim gibi 300 sayfanın altindaki romanlara bile çok yanaşmayan bir insanın öykü okuması zaten yanlıştı ama dedim ya başta kitabı yanlışlıkla edindim. Ama bunun dışında en çok takildigim şey dil.. Ne anlatırsan anlat anlattigin şeyi çarpıcı yapan dildir, tasvirdir, edebiliktir vs. Öykülerin yuzellesilligi sanırım bundandı. Sokaktan orta duzey bir okur çevirip konu başlığını söylesen sanirim aynı üslupla yazardı. Altini cizebilecegim bir (edebi) cümle ben bulamadım. Belki de öykü severler alıntı yapacak cümleler bulabilirler.
"nefret ettiğin bir şey varsa bu da zenginlerin yoksullar gibi giyinme sapkınlığıdır. sarkıp sallananlar, buruşukluklar, gri yün bereler, berduşları andıran ayakkabılar ve yıpranmış kazakların altında çiçekli gömlekler. yalnızca çirkin değil hakaret gibi de. Zenginlerin yoksulların arzusunu küçümsemesi kadar aşağılık bir şey olamaz."
"... Ama yarından çekinmenin nedeni şimdiki zamanı inşa etmeyi bimememektir ve şimdiki zamanı inşa etmek binmeyince, bunun yarın yapılabileceği söylenir, ama bu da berbat biseydir, çünkü yarınin daima bugün olduğunu görmüyor musunuz?"