Zaman insanoğlunun omuzlarının üzerine çökmüştür. Ve ölüm bizlere burada musallat olmuştur, yaşlılığın yol açtığı dejenerasyon, dert, ıstırap, bu ağır bir şeydir. Zamanın zehri felsefimize, sanatımıza, gündelik konuşmalarımıza sirayet etmiştir.
İnsan neden acı çekiyor? Niye seviyor? Niye seviniyor? Hayat için. Birdenbire sonu gelen bir şey ,ne kadar komik değil mi? Geçip giden bir şey. Fakat neden geçip gidiyor?
Kendini bilmek yaşamaktır. Kendini yanlış tanımak düşünmektir. Ama o aydınlanma anında olduğu gibi kendini birden bire tanımak, insanın içindeki ruhun bölünmez özünü ruhun büyülü sözünü birden bire kavramasıdır. Ne var ki birden bire beliren bir ışık her şeyi yakar, kavurur. Bizi çıplak bırakır ,kendi varlığımızdan bile soyundurur.