“BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR
AMA BAZI HAYVANLAR
ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR”
Ertesi gün, çiftlik işlerini denetleyen bütün domuzların kırbaçlı olmaları kimseye tuhaf gelmedi...
Kazanılan her başarının, her sevindirici olayın Napoleon’a mal edilmesi artık bir alışkanlık olmuştu. Bir tavuğun başka bir tavuğa, “Önderimiz Napoleon Yoldaş olmasaydı, altı günde beş yumurta yumurtlayamazdım,” dediği; gölden su içmekte olan iki ineğin, “Napoleon Yoldaş’ın önderliği olmasaydı, gölünsuyu bu kadar tatlı olur muydu?” diye bağırdığı bile duyulmuştu.
Kendisinin gözünde canlandırdığı gelecekte, hayvanların açlık ve kırbaçtan kurtuldukları, herkesin eşit olduğu, herkesin kendi gücüne göre çalıştığı ve Koca Reis’in konuştuğu gece yolunu şaşırmış ördek yavrularına kucak açtığı gibi güçlülerin zayıfları koruduğu bir toplum vardı. Oysa, nedendir bilinmez, kimsenin düşüncesini açıklamaya cesaret edemediği, her yerde azgın, yabanıl köpeklerin hırlayarak kol gezdiği, yoldaşlarının korkunç suçları itiraf ettirildikten sonra paramparça edilişini seyretmek zorunda kaldıkları bir toplum çıkmıştı ortaya.