Evde çalışmak, günlük hayata pek karışmamak belki fazla sorunlu biri yapmıştı beni; her şeyden rahatsızlık duyan ama bu rahatsızlıklarını da dile getiremeyen kuruntulu, korkak biri olmuştum belki de.
O ayrılık öncesi konuşmalarının iç burkucu tarafı: Birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi, ne kadar çok özleyeceğimizi sözcüklere dökerken, “Ölmeyeceksin, yaşayacaksın!” diye kandırılan hastalara benziyorduk.
“Freud tanısaydı severdi beni.” Sense bana boş boş bakmış, mutfak tezgâhının yanlış eğimi yüzünden ocak tarafında, su ısıtıcısının arkasında biriken suyu, süngerle almaya devam etmiştin.