İrem Yılgın

İrem Yılgın
@ihrem
Her şeye, size denen her karşı söyleme rağmen kişiliğinizi korumak hani kendiniz olmak mümkün müdür? Sadece meraktan... Unutulan en önemli şey "Müziğin sesini duyamayanların dans edenleri deli sanması"dır.
Ben "Martı"dan ne anladım?
Puan vermedi·96 syf.··
2022 10. kitabı
Edebiyatı, sanatı ve sanatçıyı; herhangi bir akım, üslup, içerik vb. kalıplar ile sınırlamamalı, özgür bırakmalıyız ki sanatçı anlatmak, paylaşmak istediği her ne ise baskı altında kalmadan, kalıpların onu uymak zorunda bıraktığı kurallar olmadan aktarmak istediğini kağıda döküp bizlerle paylaşabilsin. Ancak bu şekilde "gerçekte anlatılmak istenen mesajı" kavrayabiliriz. Çünkü ancak bu şekilde sanatçı kendi iradesi ile baş başa kalabilir. İlk incelemem olduğu için cümlelerim yalın kalmış olabilir. Kitapta Çehov'un kendini Trigorin karakteri yerine koyup anlatmak istediği mesajı verdiği ile ilgili bir yazı/eleştiri okudum ve bunun üzerine kitap hakkındaki düşüncelerim gelişti. Anton Çehov Sizin incelemem hakkında yanlış, eksik bulduğunuz kısımlar varsa fikrinizi duymaktan/okumaktan mutlu olurum.
Edebiyat Felsefe- Düşünce
MartıAnton Çehov · Kızıl Panda Yayıncılık · 202326,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Martı kitabını okurken ihtiyacınız olabilir.
Dekadan, 'düşkünleşmiş' anlamına gelen Fransızca bir kelime. 19. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen isim. Akım o zamana kadar gelen edebiyat geleneklerini yıkıp toplumsal ve sanatsal düzenin dışına çıkmayı hedeflemiştir. İmgeye karşı neredeyse hastalık derecesinde duyarlılığı olan dekadanlar daha önce görülmemiş imgeler bularak bu imgeleri karşılayacak tasvirler bulmuşlardır. Kaynak: vikipedi Martı Anton Çehov
Edebiyat Felsefe- Düşünce
"Sanki çok uzun zaman önce doğdum. Hayatımı daima yerde sürünen bir elbisenin eteği gibi sürükleyerek taşıyorum. Çoğu zaman yaşama isteğim bile yok..."
Sayfa 34 - Ve maşa başka bir zavallı aşık. Maşaya acıyorum fakat öğretmene daha da çok acıyorum.·Kitabı okudu
Edebiyat-Tiyatro
Zavallı Treplev...
Nina: İnsanlar, aslanlar, kartallar ve keklikler, boynuzlu geyikler, kazlar, örümcekler, suda yaşayan sessiz balıklar, deniz yıldızları ve gözle görülemeyenler, kısacası bütün hayatlar ama bütün hayatlar üzücü bir daire çizerek sönüp gittiler... Binlerce yıl boyunca, dünya kendi üzerinde tek bir canlı varlık taşımıyorsa o zaman bu zavallı ay boşu boşuna ışığını yakıyor. Leylekler çayırda artık çığlıklarla uyanmıyor ve mayıs böcekleri ıhlamur bahçelerinde artık duyulmuyor. Soğuk, soğuk, soğuk. Boş, boş, boş. Korkutu cu, korkutucu, korkutucu. (Sessizlik olur.) Canlıların bedenleri toza dönüşürken sonsuz madde de onları taşa, suya, buluta dönüştürdü, fakat ruhları yine de bir araya geldi. Dünyanın ortak ruhu benim, ben! Büyük İskender'in, Sezar'ın, Shakespeare'in, Napolyon'un ve son sülüğün ruhu bende! İnsanların zihinleri hayvanların içgüdüsüyle bende birleşti. Her şeyi, her şeyi, her şeyi hatırlıyorum ve her yaşamı tekrar tekrar yaşıyorum kendimde!
Sayfa 94 - Bu kısmı ilk önce sayfa 22de okusak da ben sf 94'deki kısımdan daha çok etkilendim·Kitabı okudu
Edebiyat-Tiyatro