Nina: İnsanlar, aslanlar, kartallar ve keklikler, boynuzlu geyikler, kazlar, örümcekler, suda yaşayan sessiz balıklar, deniz yıldızları ve gözle görülemeyenler, kısacası bütün hayatlar ama bütün hayatlar üzücü bir daire çizerek sönüp gittiler... Binlerce yıl boyunca, dünya kendi üzerinde tek bir canlı varlık taşımıyorsa o zaman bu zavallı ay boşu boşuna ışığını yakıyor. Leylekler çayırda artık çığlıklarla uyanmıyor ve mayıs böcekleri ıhlamur bahçelerinde artık duyulmuyor. Soğuk, soğuk, soğuk. Boş, boş, boş. Korkutu cu, korkutucu, korkutucu. (Sessizlik olur.) Canlıların bedenleri toza dönüşürken sonsuz madde de onları taşa, suya, buluta dönüştürdü, fakat ruhları yine de bir araya geldi. Dünyanın ortak ruhu benim, ben! Büyük İskender'in, Sezar'ın, Shakespeare'in, Napolyon'un ve son sülüğün ruhu bende! İnsanların zihinleri hayvanların içgüdüsüyle bende birleşti. Her şeyi, her şeyi, her şeyi hatırlıyorum ve her yaşamı tekrar tekrar yaşıyorum kendimde!