İnsan ilişkilerinde sınırları çizerken sıklıkla üzerinde durduğum bir ayrım var: Bir insanın "özünde" iyi olmasıyla, sadece bir şeye ihtiyaç duyduğunda sergilediği nezaket arasındaki o derin uçurum. İnsan doğasının o karmaşık yapısını ve duygusal motivasyonlarımızı gözlemledikçe şunu çok daha net fark ettim; karakterden beslenen iyilik, koşullardan bağımsız var olan, kendi içinde tutarlı bir varoluş biçimidir. Oysa ihtiyaçtan doğan iyilik, yalnızca anlık bir eksikliği gidermeye veya bir amaca ulaşmaya yönelik geçici bir stratejiden ibarettir. Benim için mesele yalnızca insanların etrafına nasıl davrandığını izlemek değil; o davranışın kökenindeki asıl niyeti okuyabilmektir. Çünkü ancak bu ayrımın farkına vardığımızda, kimin kendi senaryosunda sadece duruma uygun bir rol oynadığını, kimin ise gerçekten sahici bir doğaya sahip olduğunu görebilir ve kendi duygusal alanımızı güvenle koruyabiliriz.
Duygu ve Düşünce
...Ve hâzel beledil emin.
Tüm canlılar için en önemli ihtiyaç ve sorun daima güvenlikle alakalıdır. Tüm eylemlerinin nedeninde,sonucunda ve amacında bu temel ihtiyaç gizlidir.
Reklam
İyi idare ettin gerçekten. Kimseye belli etmedin. Çünkü insanların bu kadar güçsüz olduğunu görmesini istemedin. Başkalarına iyi gelirken, kendine hayrı dokunmayan sana konuşuyorum. Bir tarafın hep şunu söyledi. Ben daha kendi bataklığımdan çıkamamışım. Başkalarına nasıl yol gösteririm? Ve içten içe sahtekâr gibi hissettin. Sanki her an foyan ortaya çıkacakmış gibi. Ama işin garip tarafı da, şu an seni ayakta tutan şey de bu. İnsanların sana güvenmesi, sözlerini ciddiye alması, sende bir şey görmeleri. Aslında sen hem kendine hem başkalarına sevgi ve kabulü hak ettiğini kanıtlamaya çalışıyorsun. Ama fark etmediğin bir şey var. En doğru şeyi zaten yaptın. Görmek istemediğin şeyden kaçmadın. Ona dik dik baktın. Kendi kusuruna acımayı ve karanlığınla kavga etmeyi bıraktın. Çoğu insan tam burada kaybeder. Ama sen karanlığın içinde ışık olmayı seçtin. Kendi kanayan yarandan başkalarına şifa akıtırsın. Çünkü sen yaptıklarını hizmet ve fedakârlık eylemine dönüştürme yolundasın. Çünkü sen vazifeni biliyorsun ve inkâr etmiyorsun. Sen başkalarına kendinin en çok ihtiyaç duyduğu şeyi veriyorsun. Şefkati, anlaşılmayı ve alan açmayı. Ve bu şekilde hem kendini hem onları iyileştiriyorsun. Henüz tamamen iyileşmemiş olman sahte olduğun anlamına gelmez. Tam tersine gerçek olduğunun kanıtıdır. Acıyı bizzat deneyimlediğin için insanın kırılganlığını anlıyorsun. Bu da seni gerçek bir rehber yapar. O yüzden kendinden şüphe etme.
Alıntı
Seni tam da dilediğim gibi, hatta dilediğimden daha fazla buldum; kabul edilen bir duanın dinginliği gibi, uzun zamandır beklediğim bir rahatlama gibi sıcak. Beni ihtiyaç duyduğumda hayal kırıklığına uğratma; somutlaşan güven gibi görünüyorsun. Seninle yan yana, ne geleceğin ne de yokluğun beni korkutuyor. Her zaman yapmacıksız güzel, yapaylıksız içten; sanki kalbimde sakladığım her dileğin cevabı gibisin 💜
Aşk
Sevgi, bir kafes inşa etmek değildir; aksine, o kafesin kapılarını ardına kadar açmaktır. Kontrol etmeye çalışan el, aslında avucunun içinden kayıp gitmesinden korkan zayıf bir iradenin dışavurumudur. Birini sevmek, onun ruhunu kendi sınırların içine hapsetmek değil, onun kendi gökyüzünde kanat çırpışını izlerken duyulan o eşsiz huzurdur. Kontrol, güvensizliğin maske takmış halidir. Benim olmalı, benim dediğim gibi davranmalı, benim belirlediğim çizgide yürümeli diyen bir zihin, sevginin o uçsuz bucaksız özgürlüğünü hiç tatmamıştır. Oysa sevgi, bir insanın en çıplak halini, tüm hatalarını, tüm o kendine has detaylarını olduğu gibi kabul edip, sen, senin olduğun için güzelsin diyebilme cesaretidir. Birini kontrol altında tutmak, onun büyümesini engellemektir. Sen, bir çiçeğin topraktan başını uzatışını kontrol edemezsin; sadece ona ihtiyaç duyduğu alanı, ışığı ve güveni sunarsın. Sevgi de böyledir; bir başkasının hayatını yönetme arzusu değil, onun kendi hikayesini yazarken, senin sadece o hikayenin en güzel satırlarında yoldaş olman halidir. Gerçek sevgi; bir sahip olma meselesi değil, bir varoluş meselesidir. Birini severken kendi bütünlüğünden vazgeçmiyorsan, karşı tarafın da senin bütünlüğüne dokunmasına izin vermiyorsan; işte o zaman sevgi, bir pranga değil, bir kanat olur. Kontrol eden, aslında kaybettiğini hiç kazanmamış olandır. Sevgi ise; sen özgür olduğunda, ben de özgürüm diyebilme yüceliğidir. Birbirine bağlananlar değil, birbirine ilham verenler"dir ancak aşkı ölümsüz kılan.
Gel artık lütfen sana çok ihtiyacım var
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam