Hiç âşık olmayan ne anlardı ki aşığın hâlinden?
Kısa bir ömre sığdırdığı koca aşkının, gün geçtikçe filizlenmesinden?
Peki, kendisine seçenek verilenin amacı neydi giderken?
Hiç mi dokunmamıştı kalbine aşk?
Herkese normal, kendisine ise bu kadar cezbedici gelen hislerin tanımı mıydı aşk?
Üç harfliydi ama dağıtıp giderse laneti olmaz mıydı o üç harf?
Duygularını kapatsa, önceki kadar acıtmaz mıydı kalbini öteki isyankâr?
Bu kadar büyütülmesi normal bir his miydi ki aşk; adını koyamadan kalbine ve aklına kazımak?
Kalbine dokunmayı yalnızca paramparça etmek için seçmez miydi aşk?