Kevser S.

Kevser S.
"Her şey koca bir rezilliğin etrafinda dönüp duruyor. Hepsi de memnun, böyle olması gerektiğinden eminler, ölene kadar bu şekilde devam etmeye razılar. Ama ben edemem"
Ortopedi teknikeri
Elazığ~Gaziantep
28 Ocak
922 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
...Söylenebilecek her şey söylenmiştir. Yapılabilecek her şey aşikar. Fakat; Ne söylenenleri duyacak kulakları var, Ne de yapılabilecekleri yapacak cesaretleri... K.S
Psikoloji
Reklam
İç dökme...
Sevilmeye en ihtiyaç duyduğum zamanlarda, içimde bir sevgi seli oluşur. Daha anlayışlı, olduğumdan daha kibar ve nezaketli oluveriyorum Doğrudur, karşılık beklenmemeli sevgilerde, Sırf bunun için olduğundan "daha" olmamalı Ama sevgide biraz öyle değil midir? Büyüteç edasıyla büyütmez mi her şeyi? Fakat kim ayıplayabilir karşılık alamayacağını bile bile Bir taşa sevgi duyanı.. Duvarlara bile sarılmak istiyorum, Belki karşılığında o da bana şefkatle sarılır; Ve "ne hissettiğini biliyorum korkma ne olursa olsun yanındayım" der. Evet bazı zamanlar duvarlarla bile aynı dili konuşabilirim de, Yanıbaşımdakilerle harflerin ve seslerin varlığını dahi unuturum...
ÇARESİZLİĞİN METAFİZİĞİMSİLİĞİ | Mart ayı öykü etkinliği
https://1000kitap.com/gonderi/158444292 Uykusuzluğun kitabını yazabilecek kadar uykusuz kaldığı fakat o kitabı yazabilmek için biraz uyuması gerektiğini biliyordu, yatağında kafasının yerini değiştirdiğinde düşüncelerinin bir önceki yerde kalacağını düşündüğünden koca yatakta kafasını koymadığı tek bir karış kalmamıştı. Fakat bunun bir işe yaramadığını, yatağın köşesinden düşüp, kafasını yere attığı kitaba çarptıktan sonra gördüğü ışık huzmesiyle birlikte çok geç olmadan anladı... Gelelim çocukluktan hepimize öğretilmiş ama şuan sadece magazin programlarında dahice işlevi gerçekleştirilen 5N1K sorularına "Ne düşünüyordu?" "Nasıl düşünüyordu?" "Neden düşünüyordu?" "Ne zaman düşünüyordu?" "Nerede düşünüyordu?" Ve son olarak "Kim düşünüyordu?" Şimdi bu soruların hepsini cevaplayarak bir öykü yazabiliriz.... Bir dakika şuan zaten bir öykünün içinde değil miydik? Bakıyım... Evet öyleymiş E öylese sondan başlayarak devam edelim. Kim olduğu hiç mühim olmayan, akciğer solunumu yapan, dışardan bakıldığında insan denilen, fakat bu konuda şüpheleri olan bir canlı, gece melatonin salgılaması gereken saatlerde stres hormonu salgılayarak yatağında bir sağa bir sola dönmek suretiyle uykusuzluk problemi çekiyor ve bunun bir çaresine bakmak gerektiğini düşünüyordu. Bunun için sabah ilk iş bir doktorla görüşmesi gerektiğini biliyordu, fakat gidecek miydi? ...Kim bilir? Her zaman ki gibi sabah yaptığı ilk iş, bir kahve koyup işe giderken onu yavaş yavaş yudumlamak oldu. Eli cebinde yürürken, parmaklarına bir şey takıldı çıkarıp baktı ve iki gece önce ayrıldığı karşı cins, akciğer solunumu yapan canlının, sokakta mendil satan canlıdan aldığı bir mendil poşetiydi. Suratında ebleh bir sırıtmayla en yakın konteynıra kadar elinde taşıdı. Bir yerlerden duymuş "çıp kıtısını kıdır çıpını
kim ki bu!?
Biri geçti az zaman önce kirpiklerimin ucundan, zihnimin derinlerinde hissettiğim, göğsünden kuş sesleri işittiğim biri, sesi yorgun ve titrekti, soluğu soğuk, duyamadım söyledi mi adımı? Kollarını uzattı sonra "burası senin"der gibi göğüs kafesini işaret etti. Kuş sesleriyle inliyordu göğsü, Orası nasıl benim olabilirdi? Sordum, demedi Kimdi bu? ...