Kevser S.

Kevser S.
"Her şey koca bir rezilliğin etrafinda dönüp duruyor. Hepsi de memnun, böyle olması gerektiğinden eminler, ölene kadar bu şekilde devam etmeye razılar. Ama ben edemem"
Ortopedi teknikeri
Elazığ~Gaziantep
28 Ocak
922 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Dört Kitap Bir İnceleme
7/10
·144 syf.··
2024 2. kitabı
Öncelikle sizlere biraz yazardan bahsetmek istiyorum, ki fikrimce bir kitabı okumadan önce yazarını iyice tanımak gerekiyor. Okuduğumuz sayfalarda oluşturduğu karakterlerin hangisinde kendi kişiliğini yansıttığını bulmaya çalışmak beni çok heyecanlandırıyor ve bu birazda kitabı okurken oyun oynamamı sağlıyor. Yazarımız 1800'ün sonlarına doğru doğmuş ve 1900'lerin başında hayatını kaybetmiş. Lübnanlı olan yazarımız Hristiyan bir aileye doğmuş ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla sanırım tek bir dinden değil dinlerden beslenerek kendine bir yaşam biçimi oluşturmaya çalışmış fakat hiçbir zaman kendini bir dine tam olarak ait hissetmemiş bu sebeple olacak ki, eserlerinde de sık sık dini çatışmalarla karşılaştım. Kitaplarına gelirsek, bu kitabı ile beraber elimde bulunan 4 kitabını bitirdim Halil Cibran'nın ve hepsine tek bir inceleme yapmayı daha uygun buldum. Genel olarak felsefesini çok sevdiğimi belirtebilirim. En çok dikkatimi çeken şey neredeyse 150 yıl öncesinde yaşamış biriyle fikirlerimin bu kadar uyuşuyor olmasıydı. Halil Cibran genellikle bütün sorunların sevgiyle(tamamen yanlış anlaşılmış Hristiyan öğretisi), dürüstlükle, ahlaki değerlere sahip olunmasıyla çözülebileceğine inanıyor. Yine fark ettiğim kadarıyla hümanist bir insan ve bunu eserlerine yansıtmış. İlk okuduğum kitabı "Kum ve Köpük"tü burada aforizmalarını bir kitap halinde görüyoruz. Yazarların aforizmalarının tek bir kitapta toplanmış hallerini seviyorum çünkü diğer eserlerinde de nelerden bahsedebileceğini az çok tahmin edebiliyoruz. Genelde bir yazarı okumaya başladığımda öncelikle böyle bir kitabı varsa onu okumayı tercih ediyorum. İkinci kitap "Ermiş"te yukarıda bahsettiğim yazarın kendini hangi karakterde göstermek istediğini görüyoruz. El Mustafa adında seçilmiş ve sevilen biri -ki bu
1000Kitap
MeczupHalil Cibran · Olympia Yayınları · 202021,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İç dökme ve küçük bir inceleme
8/10
·206 syf.··
2022 5. kitabı
Son zamanlarda psikolojik hayat hikayeleriyle çok sık karşılaşıyoruz. Bu bir bakıma iyi bir bakımdan da kötü bana kalırsa. Gerek ana akım medyadaki dizi ve filmler gerek sosyal medyada "bilinçlendirme" adı altında gerekli gereksiz videolar olsun, artık herkes psikolojiden insan davranışlarının dışavurum sebeplerinden bahsetmeye başladı. Kısacası etrafımız gitgide küçük Freud'lar, Adler'ler, Jung'larla dolup taşıyor. İyi yanı toplumun daha fazla empati yeteneği kazanmış olması, kötü yanıysa fazla empati gereksiz acı duymamızı sağlayıp başka bir adı konulamayan toplumsal psikolojik rahatsızlığı yaratıyor benim gözümde... Bir çoğunuz yaşamıştır- ya da şu sıralar çok sık karşılaştığım için herkesin başına geliyor olduğunu düşünüp benimle empati yapmanızı istiyorum- Arkadaşlarınızla bir derdinizi paylaşıyorken birden çocukluğunuza inip psikolojik analizler yapmaya başlıyor ve hayretler içerisinde daha önce herhangi bir bilgi birikimi olmadığından emin olduğunuz kişinin karşınızda gözlüğünü takmış parmaklarını iç içe geçirip, bireysel psikolojinin Babası Adler'den- ki bu şahsı tanımadığını and içerim- alıntılar yaptığını farkında olmadan sizi teşhis etmeye çalıştığını görürsünüz. Oysa sadece o gün canınızı sıkan bir olayı anlatmak istemişsinizdir... Şimdi bu küçük ev aletleri modunda ki psikologları bırakıp güzide kitaptan biraz bahsedeyim. Yaşamak bir sanattır diyor Eric From ve "bu sanatta sanatçı da objede kişinin kendisidir. Bu sanatta o, hem yontucu hem mermer; hem doktor hemde hastadır." Adlerde bu kitabında tamda bunlara benzer şeyler söylüyor. Bireysel psikolojinin nedenli önemli olduğuna birey olarak sağlam bir psikolojiye sahip olamazsak sağlıklı bir toplumu nasıl oluşturamayacağımızdan bahsediyor. Bunun için her birey bu sanatta kendine düşen payı titizlikle
Psikoloji
Yaşama SanatıAlfred Adler · Olympia Yayınları · 20213,676 okunma
Bu kitabı okumalısın! Neden mi? Çünkü neden olmasın!?
10/10
·295 syf.··
2019 37. kitabı
·
153 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2019 19:04
İnsanoğlu var olduğundan beri kendine "kim?" olduğunu soruyor ve gerçekliğin ne olduğunu aramaya uğraşıyor. Takdir edilir ki mutlak bir gerçeğe hiçbir zaman ulaşamamıştır. Adına "insan" dediğimiz kendimizi ne kadar anlayabiliriz, bunu hiçbir zaman tamamen bilemeyiz, çünkü dünya yedi buçuk milyar insan ve bir o kadar da kişilik barındırıyor. Fakat psikoloji her gerçeği olmasa da kendimiz adına bir çok gerçeğe ulaşmamızı sağlayabiliyor. Peki insan nedir? Buna yüz binlerce insan milyonlarca farklı cevap verebilir. Kimine göre "düşünen hayvan" kimine göre "dayak atan hayvan" kimine göre "öğrenen hayvan" kimine göre de "her şeye alışan hayvan"dır. Hayvan olduğumuz konusunda hepsi hemfikir gibi duruyor ama sıfat konusunda bir farklılık söz konusu :)) Bana göre insan, kafatasının içinde bulunan ve düşünmeye yarayan yaklaşık bir buçuk kilo ağırlığındaki organın hakkını vermesi gereken bir canlıdır. Varsa sizin de insanın ne olduğuna dair fikriniz yorumlarda belirtebilirsiniz.  (YouTube'a girmeyeceğim korkmayın!) İnsan doğasını anlamak elbette en başta insanın ne olduğunu anlamaktan geçer insanın ne olduğunu anlamak için de psikoloji bilimine ihtiyacımız vardır ve psikolojiyi felsefeden ayırmak kanımca çok zordur. İnsan doğasını neden anlamalıyız? Bunu anlamak ne işimize yarayacak? Toplumsal bir varlık olduğumuzun bir çoğumuz farkındayız. Malesef ki hepimiz diyemiyorum, çünkü bunun gerçek anlamda bilincinde olmayan sadece iç güdüsel bir itkiyle davranan insanlar da az değil. Bir toplumun sağlıklı bir topluluk olarak kalabilmesi için her bir birey olarak önce kendimizi sonra çevremizdeki insanları anlamlandırmamız gerekir. Bahsettiğimiz anlamlandırma illa psikolojik olarak herkesi tanımlayabileceğimiz bir anlam değildir elbette temelde olması gereken birkaç bilgi sadece.
İnsan Doğasını AnlamakAlfred Adler · İlya Yayınları · 20197,7bin okunma
Gerçekten sevmeyi biliyor muyuz?
9/10
·126 syf.··
2019 33. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2019 01:14
"Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir" /Costance Foster Neredeyse hemen hemen her düşünür sevgi üzerine bir şeyler söylemiştir, Foster'ın ki gibi ya da tam aksini savunan, milyonlarca söz bulabilirsiniz. Çünkü gerçek sevgi, üzerine o kadar çok konuşulması gereken bir konudur ki her şey ondan ve onun yoksunluğundan çıkmıştır. Hiçbir kimse yoktur ki "sevgi hakkında ne düşünüyorsun" sorusunu es geçsin. Yediden yetmişe herkesin kendince bir görüşü, düşüncesi, aforizması mutlaka vardır. "Sevgiden sözetmek «boş öğütler vermek» değildir, çünkü sevgiden söz etmek en basitinden en temel ve gerçek gereksiniminden söz etmek demektir. Bu gereksinimin karanlıkta kalmış olması, onun varolmadığını göstermez. Sevginin doğasını ayrıştırmak, onun günümüzdeki eksikliğini görmeyi ve bu eksikliğin toplumsal nedenlerini araştırmayı gerektirir, Sevginin yalızca ayrıcalıklı bireysel değil de sosyal bir olgu olarak gerçekleşebilirliğine inanmak, insanın doğasını bilerek temellendirilmiş ussal bir İnançtır." Syf 126. Bu alıntı sevgi adına bir çok şeyden, kaybedilen ya da aslında hiçbir zaman kazanılamamış olan o duygudan bahsediyor. Çoğu kimse sevgiden bahsetmeyi "boş bir öğüt" olarak görüyor. Aslında bunun ne kadar acı bir şey olduğunu sevgisizliğin insanı düşürdüğü durumlara bakarak teyid edebiliriz. En göz önünden bir örnek verecek olursak, halkını gerçekten sevdiğini söyleyen barış ve huzurdan bahseden politikacıların sevgilerini sevdiklerine gösterme şekilleri, insanlığın birbirine olan sevgisi hakkında hiçbir endişeye mahal vermiyor!!! "Gerçek sevgi" tüm canlıların ihtiyaç duyduğu ve içten içe bir özlemle aradığı şeydir. Hepimiz bunun ne kadar klişe, gerçek ve aslında ne kadar kolay olduğunun farkındayız. Bir canlıyı sevmek, gerçekten sevmek aslında çok basit,
Felsefe
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 19857,7bin okunma
10/10
·350 syf.··
2019 13. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2019 23:15
‘’Kimse beceremeyeceği ticarete atılmaz; ama herkes ticaretlerin en zoru olan 'hükümet' işine gözünü bile kırpmadan girmek ister.’’ 350 sayfa boyunca tartışılan bir mevzu var!! Yeni bitmiş bir savaş sonrasında platon devletler hakkında sorguya düştüğünden böyle bir konuşmayı kitaba dökmüş. Sokrates, öğrencileri ve arkadaşlarının toplandığı bir evde, doğru ve eğrinin ne olduğunu tartışırken bir devlet nasıl olmalı sorusuyla Sokrates başlıyor; önce yeniden birey olarak insanın doğruluğu ve eğriliğini, alması gereken eğitimleri, kendisinde bulunması gereken erdemleri tartışıyorlar, sonra doğru devlet nedir, nasıl olur, nerede bulunur, hangi devlet doğruya en yakındır sorularının yanıtını bulmaya çalışıyorlar. İşin aslı mükemmel bir devlet asla mümkün olmuyor, çünkü insanın bulunduğu yerde arıza olmaması mümkün değil. Özellikle yöneticilerin kimler olması gerektiği konusunu çok ilginç buldum burada yazıp merakınızı gidermek hiç istemiyorum:) Bana kalırsa eğer biri doğru bir siyasetçi, vekil hatta bina yöneticisi olmak istiyorsa bu kitabı mutlaka okusun çünkü kitaptaki gibi insanlara ihtiyacımız var. İsmi verilmese de çok tanıdık hatta her gün istemeden de olsa suratını görmek ya da sesini duymak zorunda kaldığımız insanlara rastlayacak belki bazı kısımlarda ‘’ ya hu hakikaten bu kadar mı olur!?’’ deyip küfür bilenler birkaç tane patlatıverecek. Sadece devlet değil bazen tanrılar bazen şair ve sanatçılarında nasıl olmaları gerektiği tartışılıyor. Çok ağır bir kitap olduğunu söyleyemem ama bazı paragrafları defalarca okuduğum oldu. Sevgili 1k bu kitabı okuyun okutturun! Ha son olarak Sokrates gerçekten var mıydı? :)
Siyaset
DevletPlaton (Eflatun) · Oda Yayınları · 200732,8bin okunma