"Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir" /Costance Foster
Neredeyse hemen hemen her düşünür sevgi üzerine bir şeyler söylemiştir, Foster'ın ki gibi ya da tam aksini savunan, milyonlarca söz bulabilirsiniz. Çünkü gerçek sevgi, üzerine o kadar çok konuşulması gereken bir konudur ki her şey ondan ve onun yoksunluğundan çıkmıştır. Hiçbir kimse yoktur ki "sevgi hakkında ne düşünüyorsun" sorusunu es geçsin. Yediden yetmişe herkesin kendince bir görüşü, düşüncesi, aforizması mutlaka vardır.
"Sevgiden sözetmek «boş öğütler vermek» değildir, çünkü sevgiden söz etmek en basitinden en temel ve gerçek gereksiniminden söz etmek demektir. Bu gereksinimin karanlıkta kalmış olması, onun varolmadığını göstermez. Sevginin doğasını ayrıştırmak, onun günümüzdeki eksikliğini görmeyi ve bu eksikliğin toplumsal nedenlerini araştırmayı gerektirir, Sevginin yalızca ayrıcalıklı
bireysel değil de sosyal bir olgu olarak gerçekleşebilirliğine inanmak, insanın doğasını bilerek temellendirilmiş ussal bir İnançtır." Syf 126. Bu alıntı sevgi adına bir çok şeyden, kaybedilen ya da aslında hiçbir zaman kazanılamamış olan o duygudan bahsediyor. Çoğu kimse sevgiden bahsetmeyi "boş bir öğüt" olarak görüyor. Aslında bunun ne kadar acı bir şey olduğunu sevgisizliğin insanı düşürdüğü durumlara bakarak teyid edebiliriz. En göz önünden bir örnek verecek olursak, halkını gerçekten sevdiğini söyleyen barış ve huzurdan bahseden politikacıların sevgilerini sevdiklerine gösterme şekilleri, insanlığın birbirine olan sevgisi hakkında hiçbir endişeye mahal vermiyor!!!
"Gerçek sevgi" tüm canlıların ihtiyaç duyduğu ve içten içe bir özlemle aradığı şeydir. Hepimiz bunun ne kadar klişe, gerçek ve aslında ne kadar kolay olduğunun farkındayız. Bir canlıyı sevmek, gerçekten sevmek aslında çok basit,