Tarih, özellikle Osmanlı hanedanı, ilk bakışta sanıldığından çok daha tuhaf hikâyelerle dolu. 1. Fatih Sultan Mehmed’in annesinin kimliği hâlâ tartışmalıdır Fatih Sultan Mehmed’in annesinin kesin olarak kim olduğu konusunda tarihçiler arasında tam bir uzlaşma yoktur. Bazı kaynaklar Türk soylu olduğunu, bazıları ise Balkan kökenli olduğunu öne sürer. 2. Bir Osmanlı padişahı kafeste 39 yıl yaşadı II. Süleyman, tahta çıkmadan önce yaklaşık 39 yıl “kafes” sisteminde yaşadı. Tahta çıktığında 45 yaşındaydı ve hayatının büyük bölümünü sarayda gözetim altında geçirmişti. 3. Osmanlı tarihinde kardeş katli resmî kanun hâline getirildi Fatih Sultan Mehmed döneminde çıkarılan kanunnamede, devlet düzeni için kardeş katlinin uygun görülebileceği hükme bağlandı. Bu uygulama sonraki yüzyıllarda birçok şehzadenin ölümüne yol açtı. 4. Bir Osmanlı şehzadesi Papa’nın korumasında yaşadı Cem Sultan yaklaşık 13 yıl boyunca Avrupa’da yaşadı ve bir dönem doğrudan Papalık himayesinde tutuldu. Avrupa devletleri onu Osmanlı’ya karşı siyasi koz olarak kullandı. 5. Bir Osmanlı padişahı yangınları izlemeyi seviyordu IV. Murad’ın İstanbul’daki büyük yangınları yüksek yerlerden izlemeyi sevdiğine dair çağdaş kaynaklarda anlatılar bulunur. 6. Bir padişah tahttan indirildikten sonra gizemli şekilde öldü Genç Osman, Yeniçeriler tarafından tahttan indirildikten sonra öldürüldü. Bu olay Osmanlı tarihinde bir padişahın askerler tarafından öldürülmesinin en çarpıcı örneklerinden biridir. 7. Dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri Türk’tü Sabiha Gökçen, dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri olarak kabul edilir ve 1930’larda aktif uçuş görevlerinde bulunmuştur.
İ𝐒‌𝐓𝐄 𝐍𝐀𝐒İ𝐁İ𝐍İ𝐙𝐄 𝐂‌𝐈𝐊𝐀𝐍 ￶￶ ￶￶ ￶￶ ￶🩵𝐒𝐚𝐧𝐚 𝐯𝐞𝐫𝐢𝐥𝐞𝐧 𝐬ı𝐫 𝐬𝐞𝐧𝐢𝐧𝐥𝐞 𝐭𝐨𝐩𝐫𝐚𝐤 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧. | 𝑇𝑎ℎ𝑟𝑖𝑚, 𝟐-𝟑      ￶￶ ￶ ￶ ￶￶ ￶ 🤍𝐒ı𝐫𝐫ı𝐧ı 𝐢𝐤𝐢 𝐤𝐢𝐦𝐬𝐞𝐝𝐞𝐧 𝐛𝐚ş𝐤𝐚𝐬ı 𝐛𝐢𝐥𝐦𝐞𝐬𝐢𝐧 :  𝑆𝑒𝑛 𝑣𝑒 𝑅𝑎𝑏𝑏𝑖𝑛 💚𝐃ü𝐧𝐲𝐚𝐝𝐚 𝐢𝐤𝐢 𝐤𝐢ş𝐢𝐧𝐢𝐧 𝐫ı𝐳𝐚𝐬ı𝐧ı 𝐚𝐥 : 𝐴𝑛𝑛𝑒𝑛 𝑣𝑒 𝐵𝑎𝑏𝑎𝑛 💛İ𝐤𝐢 ş𝐞𝐲𝐝𝐞𝐧 𝐡𝐢ç 𝐤𝐨𝐫𝐤𝐦𝐚 : 𝑅ı𝑧ı𝑘 𝑣𝑒 𝐸𝑐𝑒𝑙  (Çü𝐧𝐤ü 𝐫ı𝐳𝐤ı𝐧𝐝𝐚 𝐜𝐚𝐧ı𝐧𝐝𝐚 𝐀𝐥𝐥𝐚𝐡ﷻ'𝐚 𝐞𝐦𝐚𝐧𝐞𝐭.) 💜İ𝐤𝐢 ş𝐞𝐲𝐢 𝐡𝐢ç 𝐡𝐚𝐭ı𝐫𝐥𝐚𝐦𝐚 : 𝐵𝑎ş𝑘𝑎𝑠ı𝑛𝑎 𝑦𝑎𝑝𝑡ığı𝑛 𝑖𝑦𝑖𝑙𝑖𝑘 𝑣𝑒 𝑏𝑎ş𝑘𝑎𝑠ı𝑛𝑑𝑎𝑛 𝑔ö𝑟𝑑üğü𝑛 𝑘ö𝑡ü𝑙ü𝑘. ❤️İ𝐤𝐢  ş𝐞𝐲𝐢 𝐡𝐢𝐜‌ 𝐮𝐧𝐮𝐭𝐦𝐚 : 𝑅𝑎𝑏𝑏𝑖𝑛𝑖 𝑣𝑒 𝐴ℎ𝑖𝑟𝑒𝑡𝑖 🌨️🌨️🌨️🌨️
Din İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir sigara sardım. Yağmurun sesine ilişmek istiyorum. Yağan yağmur mu olmak istiyorum yoksa o yağmurun sesi mi? Neden yağmuru, yağmur sesinden ayırıyorum ki? Sessiz yağmurları yok mudur bu cihanın? Ve hep sesinden mi tanınır yağmurlar? Işık durgun ve dalgın. Yağmur sanki ışığı da uyutuyor...vaktin yağmura en açık olduğu anı bekliyorum. Şair mırıldanıyor "bu yağmur...bu yağmur...bu kıldan ince"... bir İstanbul yağmurunun şair dimağına saplanan bir yansımasıdır sanki bu. Orhan Veli öğretmiştir İstanbul'u gözleri kapalı dinlemenin sırrını. Belki bu cümle eksik olarak görülebilir dikkatli bir okuyucunun nazarında; zira öğreten belli ama öğretileni ifade etmekten imtina etmiştir bu cümlenin yazarı. Çünkü birçoğu "İstanbul'u dinliyorum gözleri kapalı" devrik cümlesini işitmiş ve hatta hayatında en az bir kere kullanmış olsa dahi, şiirin diğer mısralarında salınan sesleri ve kokuların varlığından haberdar değildir. İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı Önceden hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda: Uzaklarda, çok uzaklarda Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı "İstanbul'u dinliyorum gözleri kapalı" parantezine alınmış mısraların titreşimlerini hissetmemek mümkün değil. Rüzgârın sesini işitebilirdik belki aradan bir asırlık perdeyi kaldırabilsek. Rüzgârın da bir sesi olduğunu ve bize seslendiğini hatırlayabilirdik. Yapraklardan, servilerden, dalgalardan...ağaçlarda yavaş yavaş sallanan yapraklar...zamanın təlaşına direnen rüzgarların ve yaprakların ruhu...uzaklara...çok uzaklara...bizi ulaştırabilecek bir sessizlik değil mi aciz ruhumunuz våbeste olduğu sır. Ve uzaklara ulaşabilmenin, uzaklarla uzlaşabilmenin, içimizde gezdirdiğimiz sanal mesafeleri aşabilmenin, mesafeleri yollarla
Resûlullah (sav), “Ne mutlu, beni görüp de iman edenlere!” sözünü bir kere söyledi. “Ne mutlu, beni görmeden iman edenlere!” ifadesini ise yedi defa tekrarladı. İbn Hanbel, III, 155
Din İslam
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam