Kitap Yorumu: Bülbül Kapanı 3 / Loresima
Özet;
Karadeniz'in sisli dağlarında başlayan hikâye artık sadece bir aşk hikâyesi değil.. bir hayatta kalma ve tutunma savaşı.
Ahu ve Timur, geçmişin izlerinden uzaklaşıp kendilerine güvenli bir dünya kurduklarını sanırken, "şeytanın nefesi" gibi peşlerini bırakmayan karanlık yeniden ortaya çıkar.
Ahu, Timur diye açtığı kapıda Kralşan'ı görünce her şeyi geride bırakıp kaçmaya çalışır. Gizli bir telefondan yardım istemeye çalışsa da işler kontrolünden çıkar. Saklandığı yerde yakalanır ve Kralşan onu zor bir seçimin içine sürükler: Timur...
Ahu, onu vuramayacağını anlayınca donup kalır.
Tam o anlarda Timur devreye girer ve Ahu'nun bunu yapamayacağını fark ettigi anda silahı kendine çevirip kendini vurur.
Ahu ise onu kaybettigini düşünüp kaybı kabullenemez ve Kralşan'ı da yanına alarak kendini Karadeniz'in karanlık sularına bırakır.
Ölü sanılan Timur'u en yakın dostu Murathan Karakurt bulur.lyileştikten sonra hikâye yeniden başlar. Artık Timur'un tek amacı vardır; Ahu'ya yeniden kavuşmak ölü yada diri... ve intikam almak.
Ve sonunda mucize gerçekleşir.
Bu kez hikâyelerinde güneş yeniden doğar.
Yorum;
Tönge ve Ahu'yu okumak her zaman bana iyi hissettiren serilerden biri ama bu kitapta en çok içimi yakan şey Adem ve Güldeste oldu.
Tönge'nin hayatı, sevdiklerini gömdüğü mezarlardan ibaretken; bir mezarı daha kendi için kazması ve Ahu'ya olan sadakati gerçekten çok etkileyiciydi.
Sevdigi olmayınca hayata tutunamayan bir adamın kırılmasını hissetmek ağırdı.
Ama en güçlü sahnelerden biri kesinlikle Murathan Karakurt ile olan dostluklarıydı.
Timur ve Ahu'nun uzun bir aradan sonra yeniden karşılaşıp birbirlerine sarıldığı o an ve "güneşle yeniden tanışmaları"...
Bir de Karakurt'un rehine gibi bırakıldığı sahneler vardı ki, orası ayrı bir