Ruhlarımız o kadar sıkı bir beraberlikle yürüdü, birbirini o kadar coşkun bir sevgiyle seyretti ve en gizli taraflarına kadar birbirine öyle açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar tanımakla kalmıyor, kendimden çok ona güvenecek hale geliyordum.
Ama öyle belirsiz bir dirilişti ki bu, ilk duygularım yaşamaktan çok daha fazla ölüme yakındı. Hiç unutmadığım bu duygular bana ölümün yüzünü ve düşüncesini öyle doğal, öyle olağan gösterdiler ki onunla bir çeşit uzlaşmaya varmış gibiyim.
Herkesin gözü dışarıdadır; ben gözümü içime çevirir, içine dikerim. Herkes önüne bakar, ben içime bakarım. Bütün derdim kendimledir. Hep kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendime bakarım. Herkes kendinden başka şeylerin peşindedir; hep kendisinin ötesine gitme hayalindedir.