A.

8/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
Bir okuyucu olarak Gloria’yı okurken bende en çok kalan şey, onun aslında ölmek isteyen bir karakterden çok yaşamaktan yorulmuş bir insan olmasıydı. Roman boyunca Gloria’nın sürekli umutsuz konuşmaları ilk başta insanı rahatsız ediyor. Hatta “neden her şeye bu kadar karamsar bakıyor?” diye düşündürüyor. Ama sayfalar ilerledikçe onun yalnızca kendi hayatından değil, dünyanın adaletsizliğinden de vazgeçmiş olduğunu hissediyorsun. Sanki hayattan hiçbir beklentisi kalmamış ve bunu kabullenmiş gibi. Beni etkileyen tarafı, Gloria’nın dramatik ya da kahramanca biri olmamasıydı. Tam tersine çok gerçek hissettiriyor. Yoruluyor, umudunu kaybediyor, bazen sert ve itici davranıyor. Bu yüzden karaktere acımaktan çok onu anlamaya başlıyorsun. Romanı bitirdiğimde Gloria’yı, Büyük Buhran döneminin kaybeden insanlarının sembolü gibi gördüm. Dans maratonunda ayakta kalmaya çalışırken aslında sadece o değil, herkes biraz hayata tutunmaya çalışıyordu. Gloria ise bunu en açık şekilde dile getiren kişiydi. Kısacası Gloria, “hayallerinin tükendiği noktada insan ne kadar dayanabilir?” sorusunun cevabı gibiydi. Romanın en hüzünlü yanı da onun yaşamak istememesinden çok, yaşayacak bir şey bulamamasıydı.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 202634 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

A.

, bir kitap okudu
8/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
Horace McCoy
6.7/10 · 34 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap, sanki hayatın elden kayıp gittiğini gören ama buna büyük bir öfke yerine sessiz bir kabulleniş geliştiren bir insanın iç dünyası gibi duruyor. Brautigan’ın cümlelerinde zaman zaman ince bir mizah olsa da, o mizahın altında sürekli bir yalnızlık hissi var. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: okura “her şey geçiyor” duygusunu sakin ama ağır bir şekilde hissettirmesi. Ancak kitap belirgin bir olay örgüsüne sahip değil. Kendi bilinç akışına uyacak şekilde yazdığı için ara ara akıcılığını yitiriyor. “Anlam kazandırılmaya çalışılan dağınık düşünceler” topluluğu gibi bir his oluşturuyor. Bu durum da derinlikten ziyade kasvetli, karamsar bir yapı hakimmiş gibi hissettiriyor. Brautigan’ın dili klasik roman anlatımından uzak; kısa, şiirsel ve bazen absürt cümlelerle ilerliyor. Bu da kitabı sıradan bir hikâyeden çıkarıp daha kişisel bir deneyime dönüştürüyor. Bazı bölümlerde tek bir cümle bile insanın içinde uzun süre kalabiliyor. Özellikle kayıp duygusu, zamanın akışı ve insanların birbirine yetişememesi temaları oldukça etkileyici işlenmiş. Yazarın kırılgan ruh hali, metne samimiyet katıyor; okur onun gerçekten yaşadığını, hissettiğini düşünüyor. Hayata tutunmaya çalışırken aynı zamanda ondan uzaklaşan birine dair kırılgan ve içe dönük bir anlatı sunan kitap, kusurlarına rağmen okurda iz bırakan bir atmosfere sahip. Tam da bu yüzden, herkesin kolayca bağ kurabileceği bir roman olmasa da; yalnızlık, zaman ve kayıp hissini derinden hissetmek isteyen okurlar için etkileyici bir deneyime dönüşüyor.
Alıntı
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026221 okunma

A.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.··
2026 1. kitabı