A.

A.
40 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·128 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap, sanki hayatın elden kayıp gittiğini gören ama buna büyük bir öfke yerine sessiz bir kabulleniş geliştiren bir insanın iç dünyası gibi duruyor. Brautigan’ın cümlelerinde zaman zaman ince bir mizah olsa da, o mizahın altında sürekli bir yalnızlık hissi var. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: okura “her şey geçiyor” duygusunu sakin ama ağır bir şekilde hissettirmesi. Ancak kitap belirgin bir olay örgüsüne sahip değil. Kendi bilinç akışına uyacak şekilde yazdığı için ara ara akıcılığını yitiriyor. “Anlam kazandırılmaya çalışılan dağınık düşünceler” topluluğu gibi bir his oluşturuyor. Bu durum da derinlikten ziyade kasvetli, karamsar bir yapı hakimmiş gibi hissettiriyor. Brautigan’ın dili klasik roman anlatımından uzak; kısa, şiirsel ve bazen absürt cümlelerle ilerliyor. Bu da kitabı sıradan bir hikâyeden çıkarıp daha kişisel bir deneyime dönüştürüyor. Bazı bölümlerde tek bir cümle bile insanın içinde uzun süre kalabiliyor. Özellikle kayıp duygusu, zamanın akışı ve insanların birbirine yetişememesi temaları oldukça etkileyici işlenmiş. Yazarın kırılgan ruh hali, metne samimiyet katıyor; okur onun gerçekten yaşadığını, hissettiğini düşünüyor. Hayata tutunmaya çalışırken aynı zamanda ondan uzaklaşan birine dair kırılgan ve içe dönük bir anlatı sunan kitap, kusurlarına rağmen okurda iz bırakan bir atmosfere sahip. Tam da bu yüzden, herkesin kolayca bağ kurabileceği bir roman olmasa da; yalnızlık, zaman ve kayıp hissini derinden hissetmek isteyen okurlar için etkileyici bir deneyime dönüşüyor.
Alıntı
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026145 okunma
Reklam
Puan vermedi·244 syf.··
2025 8. kitabı
Polisiye edebiyat, çoğu zaman gerilimi ve gizemi ön planda tutar. Ancak Kadir Koçyiğit’in Masumiyet Karinesi romanı, yalnızca bir suç hikâyesi değil; aynı zamanda hukuk ve insan hakları ekseninde düşündüren bir metin olarak dikkat çekiyor. Ara ara kendimi hukukçu bakış açısıyla değerlendirmekten alıkoyamasam da, genel anlamda mahkeme ve savunma tasvirleri okuyucuya net ve akıcı biçimde aktarılmış. Masumiyet karinesi, ceza hukuku ve insan hakları hukukunun çekirdeğinde yer alan; hem anayasal hem de usulî bir ilkedir. Bu ilke, yazar tarafından okuyucuya oldukça başarılı bir şekilde yansıtılmıştır. Her ne kadar Baykuş Kudret’in lekelenmeme hakkı zaman zaman ihlal edilmiş görünse de, ön plana çıkan esas unsur - kitabın isminden de anlaşılacağı üzere - masumiyet karinesidir. Yazarın bu kavramı doğrudan başlık olarak tercih etmesi, bizi “suç”, “suçlu”, “hak” gibi kavramları daha ayrıntılı düşünmeye sevk ediyor. Baykuş Kudret, her ne kadar kendini fazlaca beğenmiş bir karakter gibi gözükse de benim için “itici karakterler” listesine girmemiştir. Çünkü onda bulunan yüksek özgüven, boş bir özgüven değil; zekâsının ve donanımının bir parçasıdır. Talihsiz bir hayat hikâyesi olsa da çoğu zaman şansın da Kudret Bey’in yanında olduğunu görmek mümkündür. Genel anlamda çok sık tercih ettiğim bir tür olmasa da yazarın dili ve kurgusu sayesinde bu kitabı hiç sıkılmadan, tek solukta okudum. Naçizane tek eleştirim - belki biraz da mesleki deformasyonun etkisiyle - soruşturma ve kovuşturma aşamalarının, sanığın savunmalarının kitapta biraz daha detaylı yer almasını isterdim. Mahkemenin bir celse daha atmasını, Kudret Bey’in uzun ve kapsamlı bir savunma gerçekleştirmesini, tutulmuş olduğu “soru yağmurlarından” kıvrak zekâsıyla nasıl sıyrıldığını daha ayrıntılı okumak isterdim. Sonuç
Masumiyet KarinesiKadir Koçyiğit · KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY) · 041 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2025 3. kitabı
Aidiyetsizlik hissi ile mücadele eden bir genç kadın Lucy. Geçmişinden kurtulup yeni bir düzen kurmaya çalışırken tek amacı bu dünyada bir yerlere ait hissedebilmek. Tüm bu hislerin temelinde ise annesine duyduğu hayranlık ve öfke bir arada. Lucy özgürleşme mücadelesinin ardında , annesinin ataerkil düzeni barındırandan geleneksel yaklaşımlarıyla büyük bir savaş vermekte. Bu nedenle okuyucunun kitabı okurken Lucy’e alışması zaman alıyor. Hatta yer yer onu edepsizlikle bile yargılamak mümkün olabiliyor. Ne zaman ki Lucy bize içini döküyor işte o noktada artık okuyucu, karakterle bütünleşiyor. O bütünleşmeden sonra aslında Lucy’nin arka planında çalışma izni, emek sömürüsü, görünmez işçilik gibi konularında çatışması ortaya çıkıyor. Hem kadın hem de göçmen olarak çifte dezavantaj durumunu kısa ama derin bir anlatıda okumak isteyenler için bir solukta okunacak ancak sonrasında hemen soluklanmanıza izin vermeyecek kadar düşündürmeyi başarabilmiş bir kitap.
LucyJamaica Kincaid · Jaguar Yayınevi · 2025585 okunma
Yorulmadan, soluksuz okunabilecek bir Orhan Pamuk klasiği
Puan vermedi·520 syf.··
2023 7. kitabı
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutlulugu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı oldugunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu. Derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti.” diyerek giriş yapıyor yazarımız kitabına. “Kırmızı Saçlı Kadın” romanından bu yana Orhan Pamuk okumaya ara vermiştim, ta ki bu romanına kadar. Uzun yıllardır aşk romanı okumamış olduğumdan mıdır bilmem ama kitabın üzerimde beklediğimden çok etkisi oldu. Orhan Pamuk’un uzun uzadıya betimlemeleri akıcı dili sayesinden insanı yormadan, bunaltmadan kitabın sonuna getiriveriyor. Müzesi olan ilk kitap olması hususuna dikkat çekmek istiyorum. Tek girişlik müze giriş kartımızda bize, yazarımızın kitabın içerisine gizlediği minik bir armağanı. Orhan Pamuk’un kitabı yazmadan önce söz konusu müzeye ait yeri satın alması ve Füsun’a ilişkin her türlü nesneyi en ince ayrıntısına kadar müzeye yerleştirdikten sonra kitabı yazmış olması bir okuyucu olarak beni oldukça etkiledi. Kaldı ki, böyle bir emek ve çabanın ürünü olup 10 yıla mâl olmuş bir romandan da kötü bir performans beklemek hele ki yazarı Orhan Pamuk ise tüm bu emeğe haksızlık etmek olacaktır. Yazar kitabında aslında bir anlamda klasik türk filmlerindeki aşk hikayesi formatında Kemal ve Füsun’un kavuşma/kavuşamama hikayesini ele almıştır. Kemal Füsun’a öyle delice ve tutkuyla aşıktır ki bu aşkın da ötesinde saplantı seviyesindedir. Şöyle ki; ana karakterler birbirlerine kavuşamadıkça Kemal’in aşkının şiddeti artmakta, bambaşka boyutlara ulaşmaktadır. Füsun’dan kalacak bir parça anıya razı olan Kemal, Füsun’a ait izmaritleri dahi alıp saklamakta ve bunu kitabın müzesinde
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Suç ve Ceza
Puan vermedi·672 syf.··
2020 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2020 13:57
Soluksuz okunup, sonunda yorgun düşülen bir roman “Suç ve Ceza”. Kitabı bitirdiğimde ne oldu şimdi diye düşünürken buldum kendimi. 1860’lı yılları yazar adeta hayatın tüm zaman dilimine uyarlamayı başarmış. Bundan 50 yıl sonrada okuyucusuna aynı hazzı vereceğini garantilemişti adeta. Karakterler üzerindeki tahliller ve analizler öylesine derin ve sindirilerek okuyucuya aktarılmış ki; kendimizi karakterlere ait hissediyoruz. Özellikle Raskalnikov üzerindeki ilerlemeler son derece zihin yorucu ve bir o kadar da hayran bırakıcı şekilde oluşturulmuş. Karakteri analiz etmeyi denediğimde bir çok özelliğini, aslında karakter içinde birden fazla karakteri barındığını farkettim. Ancak yazar, yer yer olay örgüsünü çok fazla uzatmış, çevresel faktörleri aşırı detaylandırma yoluna gitmiş. Ne yazık ki bu da okuyucunun karaktere odaklanmasını güçleştirip akıştan kopmasına neden olmuş. Suç nedir, suçu doğuran unsurlar zihnimizde mi yoksa etrafımızın bize sunmuş olduğu olaylarda mı gizlidir, suç ve suçun işleniş nedenleri hakkında oldukça ayrıntılı sorgulamayı sağmaktadır. Okuyucu sayısı kadar yanıtları olan birçok öznel soru ve cevabı içinde barındıran bir kitap. Uzun uzadıya betimlemelerden sıkılmayacak, derinlemesine düşünmekten yorulmayacak herkesin kuşkusuz okuması gereken bir roman.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Koridor Yayıncılık · 2018194bin okunma
Reklam