İngiliz bilim insanı James Lovelock, geliştirdiği Gaia Hipotezi ile insanlığın kibrini şu sarsıcı sözlerle yüzümüze vurmuştur:
"Dünya için endişelenmeyin, o kendisini kurtarır. Siz kendiniz için endişelenin; çünkü Dünya, üzerindeki bu parazitleri sırtından atacak bir at gibidir."
Bizler genellikle doğayı koruma çabalarımızı "Dünyayı kurtarmak" olarak görürüz. Oysa milyarlarca yıldır devasa felaketleri atlatan bu gezegenin bizim kurtarıcılığımıza ihtiyacı yoktur. Dünya (Gaia), kendi dengesini koruyan canlı bir organizma gibidir. Biz ona zarar verdiğimizde aslında gezegeni yok etmeyiz; sadece kendi yaşam alanımızı yok ederiz.
Sanayi devriminden beri doğaya yüklediğimiz karbon, plastik ve kirlilik, asil bir at olan Gaia'nın sırtındaki yükü artırdı. Bugün yaşadığımız küresel ısınma, kuraklıklar ve iklim krizleri, aslında bu atın üzerindeki yükten kurtulmak için silkelenmesinden ibarettir. İnsanlık yok olsa bile Dünya yaralarını saracak ve yeni canlılarla yoluna devam edecektir. Ancak o yeni dünyada bize yer olmayacaktır.
Bu yüzden çevrecilik bir "iyilik hareketi" değil, doğrudan insanın hayatta kalma mücadelesidir. Doğanın bizi affetmek gibi bir zorunluluğu yoktur. Lovelock'ın dediği gibi; dünyaya acımayı bırakıp, kendi geleceğimize acımanın ve hemen şimdi değişmenin vaktidir.