Başörtüsü, sadece bir giysi ya da dini bir vecibe olmanın ötesinde, onu taşıyan kadının iç dünyasını, zarafetini ve duruşunu simgeleyen derin bir anlama sahiptir. Toplumda başörtülü kadınların varlığı, hem taşıyan kişi hem de çevresi için bambaşka bir anlam dünyasının kapılarını aralar. İşte başörtülü kadınların yansıttığı iffet, asalet ve çevrelerine verdikleri o özel huzura dair duygu ve düşünceler: İffetin ve Asaletin Görünür Hali İffet, sadece bedensel bir sakınma değil; ruhun, kalbin ve niyetlerin temiz kalma çabasıdır. Başörtülü bir kadın, bu içsel temizliği ve asil duruşu dış dünyaya vakur bir şekilde ilan eder. Özgür Bir Seçim: Başörtüsü, kadını nesneleştiren popüler kültürün kalıplarına karşı asil bir duruştur. Kendi değerini dış görünüşün geçiciliğinde değil, karakterinin ve inancının derinliğinde bulan kadının özgürlük ilanıdır. Sessiz Bir Saygınlık: Onun duruşunda, çevresindeki insanlara sınırlarını hatırlatan, saygı uyandıran sessiz bir otorite vardır. Bu asalet, zorlama bir saygıdan değil, kadının özündeki vakardan kaynaklanır. Çevreye Yayılan Bir Dinginlik ve Huzur Başörtülü bir kadının varlığı, çoğunlukla bulunduğu ortama samimi, güvenli ve huzurlu bir atmosfer katar. Bu huzur, onun hayata ve insana bakışındaki şefkatten beslenir. Güven Veren Bir Liman: İnancının getirdiği ahlakı hayatına yansıtan bir kadın, çevresi için bir emniyet simgesidir. Ondan kimseye zarar gelmeyeceğini bilmek, muhataplarına derin bir iç huzuru verir. Samimiyet ve Şefkat: Başörtüsünün simgelediği manevi iklim, modern dünyanın getirdiği o hırslı, bencil ve aceleci tavırları yumuşatır. Onun bir tebessümü, hayata karşı duyulan o yıpratıcı yorgunluğu hafifleten bir anne şefkati, bir kız kardeş sıcaklığı taşır. "Bir kadının zarafeti; giydiği kıyafetin renginde değil, o kıyafetin
Duygu ve Düşünce
İklim seçiciliği az olan tarım ürünleri?
(BETÜŞ diye kodlayalım)✨ B uğday E lma T ütün Ü züm Ş eker Pancarı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne sahip olduğumuz konum bir teminattır, ne de bugün kendimizi içinde bulduğumuz manevi iklim... İnsan, en güçlü hissettiği yerde en zayıf sınavını verir. Kiminin imtihanı varlık, kiminin yokluk kimininki sabır, kimininki de kimse bilmeden taşıdığı,ağır bir yüktür..
Alıntı
Çok Sıcak Değil mi? Oku
İngiliz bilim insanı James Lovelock, geliştirdiği Gaia Hipotezi ile insanlığın kibrini şu sarsıcı sözlerle yüzümüze vurmuştur: "Dünya için endişelenmeyin, o kendisini kurtarır. Siz kendiniz için endişelenin; çünkü Dünya, üzerindeki bu parazitleri sırtından atacak bir at gibidir." Bizler genellikle doğayı koruma çabalarımızı "Dünyayı kurtarmak" olarak görürüz. Oysa milyarlarca yıldır devasa felaketleri atlatan bu gezegenin bizim kurtarıcılığımıza ihtiyacı yoktur. Dünya (Gaia), kendi dengesini koruyan canlı bir organizma gibidir. Biz ona zarar verdiğimizde aslında gezegeni yok etmeyiz; sadece kendi yaşam alanımızı yok ederiz. Sanayi devriminden beri doğaya yüklediğimiz karbon, plastik ve kirlilik, asil bir at olan Gaia'nın sırtındaki yükü artırdı. Bugün yaşadığımız küresel ısınma, kuraklıklar ve iklim krizleri, aslında bu atın üzerindeki yükten kurtulmak için silkelenmesinden ibarettir. İnsanlık yok olsa bile Dünya yaralarını saracak ve yeni canlılarla yoluna devam edecektir. Ancak o yeni dünyada bize yer olmayacaktır. Bu yüzden çevrecilik bir "iyilik hareketi" değil, doğrudan insanın hayatta kalma mücadelesidir. Doğanın bizi affetmek gibi bir zorunluluğu yoktur. Lovelock'ın dediği gibi; dünyaya acımayı bırakıp, kendi geleceğimize acımanın ve hemen şimdi değişmenin vaktidir.
Duygu ve Düşünce
İstanbulda
Şimdi iklim değişti, Akdeniz oldu..! Kötü günler başladı, Gülümse. 🌹
Sana bir iklim biçerler; gönlündeki yerin hasretini bilmeden...
Alıntı