Bir cumartesi günü, öğleden sonra, Doktor Bolinches ile yapılan bir seminerin ardından, beni bugün olduğum noktaya getiren hayati kararların neler olduğunu sorguladım. En önemlilerinden bir tanesi şuydu: Bir daha asla hiç kimsenin ilgisini çekmeye çalışmamak. Eğer biri benden uzaklaşmak veya benimle arasına mesafe koymak istiyorsa, eskiden birlikte paylaştığımız hiçbir şeyi önemsemeden gitmesine izin veriyorum ve bana yeniden ilgi göstermesi için mücadele etmeye bir son veriyorum. Bu konuda araya bir karar daha sıkıştırmıştım: her zaman kibar olmayı bir kenara bırakmak. Bazen patavatsızlık etmek o kadar da büyütülecek bir şey değil, insan her daim kibar olamaz.
Apple’in eski CEO’su henüz bir öğrenciyken, tesadüf eseri kaligrafi kursuna yazılmıştı. Bu kursun o zamanlar ona, pazara sunulan en kaliteli fonta sahip işletim sistemini geliştirmesine katkı sağlayacağını hayal bile edemezdi.
Hayatımız boyunca tutkularımızı harekete geçiren ve her seferinde ikigai rehberimiz olarak seçtiğimiz içgüdülerimizi takip etmekten korkmamalıyız. Steve Jobs’ın konuşmalarında vermek istediği mesaj da tam olarak buydu. Kararsızlık bizi sersemletse, hatta panikletse dahi, gelecekte her şeyin kulağa çok daha mantıklı geleceğine inanmalıyız. Şüphesiz ki hayatta her şey işe yaramak zorunda değildir. Bizi çıkmaza veya başarısızlığa sürükleyecek hatalar elbette yaparız, ama yaşadığımız bu deneyimler sayesinde insan olarak gelişmemizi sağlayacak dersler çıkarırız. Bazen istediğimiz şeyi elde etmek için rotadan nasıl sapacağımızı ve bizi bekleyen bu yeni rotanın ilkine oranla çok daha güzel olabileceğini bilmek gerekir. Tıpkı Colomb’un Amerika’yı keşfi gibi, hiç kimsenin ummadığı birçok yere keşifler yapılmış ve bunlar, ilk başlangıçta belirlenen hedeften çok daha kârlı olmuştur.
Bir insan olarak kendimizden tam anlamıyla memnun olabilmemiz için, geçmişimizle iyi bir ilişki içinde olmamız gerekir. Tıpkı Adashi Kakuchi gibi, geçmişte hayatımıza yeni bir soluk getirmiş güzel ve pozitif şeylere odaklanmalı, mevcut ana demir atmalı ve geleceğe atılmalıyız. Örneğin, bize zarar veren bir ilişkiyi, ilgimizi çekmeyen bir işi veya bize hiçbir şey katmayan bir projeyi sonlandırmış olabiliriz. Tüm bunlar yüzünden zamanımızı boşa harcadığımızı sanmışızdır. Ama düşünce şeklimizi değiştirmeyi seçersek, bu tarz olumsuz tecrübelerin aslında bir anlamı olduğunun ve sayelerinde, kişisel gelişimimiz açısından önemli dersler aldığımızın farkına varabiliriz.