“İnsan bir bukalemundur; doğasının yasası gereği, bulunduğu yerin rengini alır. Çevresindeki etkiler onun tercihlerini, kaçındığı şeyleri, politikasını, beğenilerini, ahlakını, dinini yaratır.”
Tanrı bir insanı içine dürüst ve sahtekâr olma olasılıkları yerleştirerek yaratır ve orada durur. İnsanın ilişkileri bu olasılıkları geliştirir, dürüst olasılıkları ya da diğerlerini. Böylece, sonuç olarak dürüst ya da sahtekâr bir adam ortaya çıkar.
“Biz(insanoğlu), yanıltıcı isimler verdiğimiz bazı niteliklerle kendimizi etkiledik. Sevgi, Nefret, Hayırseverlik, Merhamet, Cimrilik, Cömertlik vesaire… Yani, isimlere yanıltıcı anlamlar ekliyoruz demek istiyorum. Hepsi kendini tatmin ve memnun etme çeşitleri olmalarına rağmen, dikkatimizi gerçekten uzaklaştırmak için isimleri onları gizliyor.”