📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Japon yazar Yukio Mişima’nın Bereket Denizi dörtlemesinin son kitabı olan Meleğin Çürüyüşü’nü bitirerek yazara veda ediyorum. Benim için bir yazarın tüm eserlerini okumak her seferinde hem mutluluk verici hem hüzünlü bir his bırakıyor. Benim için Mişima; hayata bakışıyla, meseleleri ele alış tarzıyla, ölüm saplantısıyla, en ince, en saf duyguları ve ucu şiddete varan yoğun duygu patlamalarını ele almasıyla romana şahsi bir damga vurabilmiş. Mişima Bereket Denizi dörtlemesi için ‘’yaşamla ve bu dünyayla ilgili hissettiğim ve düşündüğüm her şeyi yansıttım’’ diyor. Bu seride modernleşen ve Batı’ya açılan Japonya’nın kültürel değişimini,samuray geleneklerinin yok oluşunu,Budizmi,yeniden doğuşu ve insan ruhunun saflığı ve karanlığıyla tüm gizemini okuyoruz. Mişima’nın özgünlüğüyle ve insan duygularını saptamada ustalığıyla tanışılması gereken bir yazar olduğunu düşünüyorum.
Özsaygım olmasaydı, her şey çok daha kolaylaşırdı. Özsaygım olmasaydı, ötekilere de kendime de her türden çarpık görüntüyü kolayca kabul ettirebilirdim. Öte yandan, düzelmeyecek bir biçimde canavarlaşmak, son derece insanca bir şey değil mi? Oysa dünya, ancak canavarlaşma gerçekleştikten sonra kendini güvende hissediyor.
Şeytanın en yoğun, en incelikli arzuları bedensel değil, tinsel bir yaraya yöneliktir. İçimdeki şeytanı öyle iyi tanıyorum ki. Bu şeytan, bilinçliliğin ısrarcı isteklerinde yatıyor; bilinçlilik arzuya dönüşüyor. Bir başka deyişle, rolünü en karanlık derinliklerde oynayan duruluğun en kusursuz biçimi bu.